HAFTASONU TOPLANTISI VESİLESİYLE

ADIMLAR Fikir-Kültür-Siyaset Platformu’nun sistemli bir şekilde yürüttüğü kitap okuma faaliyetleri sürüyor. Bu çerçevede bu haftanın konusu olan Kumandan Mirzabeyoğlu’nun “Bütün Fikrin Gerekliliği” isimli eseri etrafında plânlanan toplantı açıkhavada yapıldı. Rutindışına çıkılarak gönüldaşımız Şükrü Keskin’in daveti üzerine açık havada gerçekleştirdiğimiz toplantıya katılım yoğundu. Maraş ve Adapazarı’ndan gönüldaşlarımızın da katıldığı toplantıda “Bütün Fikrin Gerekliliği”ne dair değerlendirmeler yapıldı. Ardından, öğle ve ikindi namazlarının cemaatle edâ edildiği gün boyunca gündemimize ilişkin yapılan sohbet devam etti. Açık hava imkânları dahilinde toplu yemek de yenilen İstişare Toplantısı, akşam namazını müteakiben sona erdi. Gönüldaşımız Şükrü Keskin’in organizasyonunu yaptığı gün boyunca gerçekleştirdiği evsahipliği dolayısıyla kendisine teşekkür ediyoruz… ADIMLAR

CEMİL’İ İSTİYORUZ!

Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 2000 yılı Ocak ayında müslümanların tutuklu bulundukları koğuşa düzen güçlerinin “Noel Baba” kod adlı saldırısı sonrası “isyan etmek ve yangın çıkarmak” suçlamasıyla verilen cezaların infazına karar verilmesinin gündeme getirilmeyen bir çok sonucu var… Bunlardan birincisi, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun cezaevine alınmak istenmesi arzusundan ayrı olarak (zira, biz bu heveslerini kursaklarında bırakacağız!) Kumandan hakkında 40 aylık bir cezanın verilmiş olduğu gerçeğidir! 4 AYLIK CEZA, OLDU İBDACIYA 40 YIL Bir diğeri, hâlen cezaevlerinde bulunan bir çok gönüldaşımız hakkında, bu 40 aylık cezanın 40 yıl şeklinde uygulamaya dönüşmesi… Bu isimlerden bazıları Ethem Köylü, Zeynel Abidin Danalıoğlu ve Cemil Şahin… Metris’te saldırıya uğrayan bu gönüldaşlarımızdan ayrı olarak, Bandırma’da aynı yıl (2000 Ocak) saldırıya uğrayan gönüldaşlarımız hakkında da benzer bir karar dolayısıyla cezalarının katlandığını hatırlatalım… Cihat Özbolat, İsmail Uysal ve Emrah Arslan gibi… Daha onlarca ismi etkileyen bu kararların meydana getirdiği sonuçları Cemil Şahin gönüldaşımızın durumuyla misâllendirelim: Cemil Şahin, hakkında 28 Şubat dönemindeki duruşundan dolayı 27,5 sene ceza verildi… Cezası 2009’da kesinleştiği için tutuklandı… Daha önce de (28 Şubat Dönemi’nde de zindan hayatı var) yattığı süre gözönüne alınarak bir kaç sene sonra tahliye edilecekken, hakkında verilen ve sadece 4 aylık bir cezayı gerektiren bu karar dolayısıyla 27,5 senenin tamamını cezaevinde geçirmesi gerektiği için, tahliye tarihi 2035’lere sarkıtılmış oldu. 20 yıldır cezaevinde bulunan bir çok gönüldaşımız da bu kararlar dolayısıyla bir-iki yıla çıkacakken, cezalarına 15 yıl daha eklenmiş oldu… Düşünün; zindana 22 yaşında giren Cihat, İsmail ve Ethem 58 yaşında çıkacaklar! TESLİM ETMİYOR, TESLİM OLMUYORUZ! Bakırköy 3. Ağır Ceza Mehkemesi’nin verdiği bu düşmanca kararın bir diğer sonucu da, aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Osman Zor’un da bulunduğu bir çok gönüldaşımız hakkında da tutuklanma talebiyle yakalama kararı çıkması… Türkiye’de, Batı ve Batıcı politikalara karşı sistemli muhalefeti gerçekleştiren tek hareket olarak İbdacılara karşı bu saldırıların, Anadolu’nun aleyhine girişilecek politikaların önünde her zaman engel teşkil eden gönüldaşlarımızı etkisizleştirmek olduğunu gözönünde tutmak gerekmektedir. İBDA’dan anladığını aksiyon hâlinde ortaya koymaya davrananların Batıcı Düzen tarafından hedef alınması tabiidir. Tıpkı, kendi koydukları kanunlara uymayanların, yakınlarını teslim etmedikleri hukuka, bizim de uymamız ve yakınlarımızı teslim etmemizi beklememeleri gerektiği gibi… Cumhurbaşkanının dahi güvenmediği, uymadığı bir hukuka uymamızı kimse bizden beklememelidir. Bu en tabii-meşru hakkımızdır! Kumandanımızı Teslim Etmeyeceğiz! O’nun evlatlarını teslim etmeyeceğiz! Teslim olmayacağız! Dahası: Bu hukuksuz yargılamalarla ceza yağdırılmış, zindanlarda hukuksuz şekilde tutulan gönüldaşlarımızı da istiyoruz… Ethem’i, Cemil’i, İsmail’i, Cihad’ı, Burak ve Burhaneddin’i… Bütün esir gönüldaşlarımızı Batıcı Düzenin zindanlarından söküp alacağız!

YAŞASIN 11 EYLÜL TAARRUZUMUZ

  Bütün Müslümanların kalbini şâd eden 11 Eylül Taarruzu’nun şanlı şehidlerini gıpta ile selâmlıyoruz!ADIMLAR Platformu Salih Mirzabeyoğlu (Şubat 1996):“Ve tutuşturduğu yangını uzaktan seyreden emperyalist dünya ile birlikte görecektir ki, Rusya´yı … Read More

ADIMLAR GÜNEY ANADOLU SEYAHATİ -2

-DEĞERLENDİRME VE İNTİBALAR- Ziyaretimize gelen gönüldaşlarımızı uğurladıktan sonra, Cumartesi yaptığımız toplantımızın başlangıcında gönüldaşlarla beraber bu ziyareti değerlendirdik. Özellikle ADIMLAR Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ali Osman Zor’un bizlere hitaben yaptığı konuşma ve değerlendirmeler, bizleri oldukça etkiledi ve kendisinden istifade ettik. Kendi eğitim sürecimizde okuduğumuz “Tarihten Bir Yaprak” ve “İdeolocya ve İhtilâl” eserleri ile bu ziyareti birlikte değerlendirdiğimizde, ihtilâlci tavrın hadiselerin merkezine konması gerektiği bir kez daha pekişmiş oldu. Sayın Zor’un kendisini ne denli yetiştirmiş ve davasına adanmış bir hayat yaşamakta oluşu da bu sohbetlerde açıkça görülmekteydi ki, bu da bizlerin önünün açılmasında çok büyük bir fırsat ve nimet. İnsanın ruhuna tesir edici hitabı sayesinde yolumuzu daha açık ve net görme imkânı doğmuş oldu. Kumandan Mirzabeyoğlu bir ihtilâlden bahsederken, bu süreçte teoriyi pratikle beslemek ve daha ileriye götürmek zaruret. Bu çerçevede de ihtilâlci pratiğin kimde tecelli ediyor oluşunu tesbit de ihtilâlci kadro ve örgütün teşekkülü için ayrıca zaruret. “Siyaset”in, “yönlendirici” rolü çerçevesinde, ihtilâlci mücadeleye katılım, “örgüt-siyaset”in emrine istidatları sunmak ve insanın kendisinin yönlendirilmesini “örgüt-siyaset”ten istemesiyle gerçekleşebilecek bir mesele. Bu çerçevede herkes örgütçü ve örgütleyebilici değil. Burada, Allah’ın rızasından bir tecelli olduğu görülüyor. Bu meseleye taalluk eden nüans farklılığı gösteren diğer meseleleri de başlık halinde sıralarsak: Emaneti ehline vermek… Hakkı teslim etmek… Zulmetmemek; zulme rıza göstermemek; zulüm karşısında susan şeytan olmamak. Bu çerçevede de, emaneti ehline verdikten sonra, karşısına geçip selâm durabilmek lâzım ki, Kumandan’a da asker olabilmenin eşiğine ayak basmış olabilelim. Böyle bir nefsaniyete karşı duruş ve disiplin aşkı… Lidere bağlılığını yıllar boyu aldığı riskler ve çilelere göğüs gerişiyle ispatlamış olarak ayrıca aramızdan yıldız köşe cinsi sivrilmesiyle öne çıkan ve hâlâ da davanın riskini hepimizden daha çok üzerine alan şahsiyetiyle içimizden çıkıp bize öncülük edenleri en azından ayda bir de olsa aramızda görmek istiyoruz. Ziyaret hakkındaki değerlendirmelerimizin ana çerçevesi bu şekildeydi. İntibalarımıza devam edecek olursak, “Başarı”ya endeksli bakış açısı, cihad ve şehidlikten kaçma gibi münafıklığın alameti olacak bir tehlikeyi de mündemiçtir.” demiştik. Buradan devam edersek: Kişi, üzerinde bulunduğu işin zamanı içindedir. Aksiyon davası… İbda, İslâm ihtilâl ve inkılâbının zamanını temsil ederken, bunun nasıl olabileceğinin yolunu da göstermiştir: Yeri geldiğinde yer altına da geçebilecek şekilde her türlü silahla mücadele ilkesi çerçevesinde örgütlenmek. Doğru muhakeme usulü de bu çerçevede… “Herkes atmasyoncu onbaşı tavrıyla strateji, taktik, tavizsiz çizgi vs. bahsedemez, bu örgüt işidir. Örgütün kendi içindeki tartışmaları bir yana bırakırsak, buna karşı olanların bir örgütleri yoksa, bunlar doğru siyasi çizgi, mücadele biçimi vs. gibi meselelerden bahsedemezler.” diyor Kumandan Mirzabeyoğlu. İhtilâlci bir örgüt olmanın gereklerini yerine getirmek ihtilâlci kadrolarla, kadro adayları ile mümkün ve zamanın ruhunu gerçekleştirme yolunda başarı ve başarısızlık da bu çerçevede -keyfiyet plânında- ele alınabilecek bir dava. Meseleyi bu çerçevede ele almadığımız zaman, yani sırf başarıya endeksli bir perspektiften bakarsak şayet, karşımıza da sırf başarısızlık çıkar. Ama yukarıda Kumandan Mirzabeyoğlu’nun bizzat ifade ettiği üzere, zaten ihtilâlci bir örgütlenme bahsinin dışında olanların bu meselelerde söz söyleme hakkı yoktur ve başarı ve başarısızlığın tartışılması, mücadelede hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığının takdir ve tenkidi, örgüt içi tartışmaların mevzuu hasrındadır. Kısacası, daha “ihtilâl” mevzuunun dışındayken, İbda’nın zamanın ruhunu İslâm ihtilâl ve inkılâbı olarak işaretlemiş olmasına nazaran zamanın dışındayken, bu haliyle de “kaba softa – ham yobaz” ikliminden kokular taşırken, bu pis kokuları ile aksiyon bahsinde ortaya bir şeyler koymak isteyenleri nefes alamaz hale getirmek isteyenler, zamanı kokutanlardır. “Kendinden Zuhur”, zamanı kokutma hürriyeti değil, zamanı bütünlemeye çalışanların başta kendilerini ve nihayetinde birbirlerini tanıması ve teşekkül etmesi zorunlu olan örgüte gönüllü olarak iştirak etmeleri, o disipline girmeyi kendilerinin istemesi neticesini sağlama gayesine matuftur. İslâm baştanbaşa nizâm demektir; nizâmsızlıktır ki en büyük haksızlıktır. “Bir nizâmsızlık yapmaktansa haksızlık yapmayı tercih ederim!” diyen Batılı mütefekkir malûm. Nizâm şartı ve gereğini bu zaviyeden ele aldığımızda, “örgüt”ün bir usûl şartı olmasına nazaran, bu şartı ifa etmeden, “asıl”a dair ahkâm kesmeye kalkmanın en büyük nizâmsızlık ve haksızlık olduğu bedahet. “Hariçten gazel okumak” tabir edilen bu hâl karşısında; bu, malayanilik ve zaman israfı karşısında; bu, yürüyeni durdurmaya teşebbüs edici hâl karşısında, bedahetlerin berhava olduğunu görmekteyiz. “Kendinden zuhur” ilkesi çerçevesinde, kendi varoluş hakikatine dair kendinde temayüz eden vasıfları tanıyarak, bu vasıfları liderin emrine sunmak şeklinde örgüte gönüllü olarak katılacağına, disipline girmekle nizâm şartını yerine getirmeye bakacağına, kendisinde temayüz eden varlık hakikatine dair vasıfları tanımaktan azade olduğu gibi dolayısıyla muhatabını da tanımaktan uzak ve böylece, “emanetleri ehline veriniz” ölçüsüne taban tabana zıt oluşumlara kalkışanların halleri bize uzaktır. Bizim Maraş’ta bir tabir vardır, “batman çağıla karışmış!” derler. “Batman”, yani kilogramlık taş parçası… Ölçü… Batman belli olmasın diye, etrafına bir dolu çağıl dökersen, neyi neyle tartıp hesap edeceksin? “Ölçü”nün olmadığı yerde hiçbir müsbet oluşuma imkân var mı? Müsbet gözükenler de olsa olsa tesadüfî olanlardır, yani onda esas olan yanlıştır. Zaten hakikate mutlak mânâda zıt bir şey söylemek muhal. Bozuk saat dahi günde iki defa doğruyu gösterir. Doğru faaliyet, doğru düşünce ile mümkün. Doğru düşünce olmadan faaliyet-aksiyon da olmaz. Bizim için doğru düşünce, İbda’nın bize verdiği ihtilâlci şuuru kuşanmakla mümkün. İhtilâlcilik de havada bir iddia ile olacak iş değil, faaliyette, dolayısıyla örgütte tüten mânâdır. Örgüt de kendi yapısını kadroları ile ele verir. Hani, “neydin ki ne olacaksın” hesabı. Bu çerçevede, “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!”… Çeyrek asırlık pratiğimizin, tecrübemizin verileriyle de görüyoruz ki -ki tecrübe faydayla birlikte ayrı bir ilimdir- yukarıda ifade ettiğimiz başarıya endeksli mücadele anlayışı, örgütlenme zaruretini de görmezden gelme, örtme gibi bir tavır sergiliyor. Öyle ya, “teoride ihtilâle gerek kalmadı ki, pratiği ile niye uğraşayım!” veya “zaten ihtilâlcilikten kaçacaktım da bu başarıya endeksli mücadele tam da imdadıma yetişti!” dercesine bir hâl ifadesi. Oysa sistem değişimi olmadan Mutlak Fikrin tatbikine mahal olmadığı gibi, ihtilâl olmadan da sistem değişimine mahal yok. Kumandan Mirzabeyoğlu, Başyücelik Devleti adlı eserinde “Demokrasi için dayatma” bahsinde, Batı emperyalizmasının demokrasi için zorlama yaparken, bunun, bizim gibi ülkeleri Batı’nın kontrol edebilmesi için dolaylı yoldan Batı’ya birçok imkân sunduğunu belirtir. Bu kontrol imkânlarından birisi borç verip vermeme bahsi olduğu gibi bunun bir değişik yönü de bu gün şahit olduğumuz üzere “dinleme” bahsidir. Bu, dün de böyleydi, bu gün de böyle. Hangi hükümet olursa olsun, kendi başına bırakıldığında Batı’dan bağımsız hareket etme temayülüne girer; kimi az, kimi çok. Batı’nın kendi adına mesele bu temayülde değil, kontrol mekanizmalarını işletip işletemediğindedir. Kontrol mekanizmaları dünden bu güne hep bunun için var. Şayet bir iktidar bizim gibi bir ülkede bağımsız olmak istiyorsa, her şeyden önce, daha iktidara gelmeden bağımsız davranmanın şartlarını hazırlayarak iktidara gelmelidir. Bu şartları hazırlamadan iktidara geldikten sonra bağımsız davranılabileceğini zannetmek, ucuz hayalcilikten, boş ümitten, vehimden başka bir şey değil. Bu şartın oluşmasının yolu ise halk ihtilâlinden geçer. Büyük Doğu tatbik vasıta sistemine nisbetle İbda’nın ortaya koymuş olduğu usul ve metod anlaşılıp özümsenmeden, Mutlak Fikri tatbik etmekten ve bu yolda mücadele etmekten bahsedilemez. Bâki AYTEMİZ ADIMLAR Maraş

ADIMLAR MARAŞ MEYDANLARDA

KUMANDAN MİRZABEYOĞLU VE GÖNÜLDAŞLARIMIZIN TUTUKLANMAK İSTENMESİNE KARŞI MARAŞ ADIMLAR MEYDANDAYDI Kumandan Mirzabeyoğlu ve gönüldaşlarımızın yeniden tutuklanmak istenmesine karşı, Adımlar Maraş olarak meydanlardaydık. Saat 14.00’da diğer illerdeki gönüldaşlarla eş zamanlı olarak, bizler de Maraş’ta yaptığımız basın açıklaması ile bu yapılan haksızlık ve zulme karşı sesimizi yükselttik. Maraş Özel İdare İş Merkezi önünde yaptığımız basın açıklamasına İHD, İHH ve Mazlum-Der de destek oldular. Verdikleri destekten dolayı kendilerine teşekkür ederiz. Basın açıklamamızın metni şöyleydi: MİRZABEYOĞLU’NA YENİDEN TUTUKLAMA KARARI – GÖNÜLDAŞLARIMIZI TESLİM ETMEYECEĞİZ! Salih Mirzabeyoğlu, 28 Aralık 1998 tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Metris Cezaevi’ne konuldu. Hakkında idam talebiyle dava açıldı. Hukuksuzluklarla dolu tutuklanması ve açılan davayı protesto ederek mahkemeye çıkmadığı gerekçesiyle, 25 Ocak 2000 tarihinde Metris Cezaevi’ne adına Noel Baba denilen bir saldırı yapıldı. Bu saldırı neticesi Mirzabeyoğlu’na ölümüne işkence yapıldı ve ertesi gün bu haldeyken mahkemeye çıkartıldı. Neticesinde hakkında istenen idam cezası verildi. İdam cezalarının kaldırılması ile bu ceza ağırlaştırılmış müebbet cezasına çevrildi ki Mirzabeyoğlu’nun ölünceye kadar cezaevinde kalması gerekiyordu. Diğer yandan 25 Ocak tarihinde yapılan saldırı ile ilgili olarak, devlete isyan ettiği ve kasten yangın çıkardığı gerekçesiyle hakkında ayrı bir dava daha açılmıştı. Bu dava 2012 senesinde neticelendi ve bu davadan da ayrıca cezaya çarptırıldı. Bu davayla ilgili birçok gönüldaşımız o zaman tutuklanarak cezaevine kondu. 2013 senesi Eylül ayında bu davada yeniden yargılama kararı verilerek, tutukluk halinin ertelenmesi kararı verildi. Böylece Mirzabeyoğlu da esas davasında verilen yeniden yargılama kararına ve isyan davasındaki tutukluluğunun da daha önce -2013 Eylül’ünde- kaldırılmış olmasına istinaden 22 Temmuz 2014 tarihinde cezaevinden tahliye edildi. Şimdi ise isyan davasında yeniden yargılama devam ederken, suçlananların tutukluluk hallerinin devam etmesini isteyen yeni bir karar alındı. Buna göre, insanlar yeniden yargılama neticesi suçsuz bulunsa bile, zaten cezalarını yatmış olacak ki, yukarıda da ifade ettiğim üzere, bu isyan davası 2012 senesi Şubat ayında neticelendikten sonra bazı gönüldaşlarımız yakalanarak cezaevine konmuş ve yeniden yargılama kararı çıkana kadar zaten 1,5 sene cezaevinde yatmışlardı. Bu çerçevede, başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere, dergimizin Gene Yayın Yönetmeni Ali Osman Zor ve daha onlarca gönüldaşımızın tutuklanıp cezaevine konmaları an meselesi. Ortada müthiş bir hukuk komedisi var. Bu adaletsizlik bir an önce giderilmeli ve yeni mağduriyetlere sebebiyet verilmemeli. Burada bütün vazife iktidara düşmektedir. Gerekli adımı zamanında atmamaktan doğacak bütün mesuliyet iktidara ait olacaktır. Erdoğan kendi yakınlarını nasıl teslim etmediyse, bizim de gönüldaşlarımızı teslim etmeye niyetimiz yok. Kamuoyuna saygıyla duyururuz. Son olarak şunu söyleyelim: Gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz ve hadiselerin seyrine göre tepkilerimizin de rengi değişecektir. ADIMLAR MARAŞ

KUMANDAN İÇİN YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI VİDEO

İBDA Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu ve arkadaşları hakkında Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Hükümlü ve Tutukluların Ayaklanması, Kasten Yangın Çıkartma Suçu”yla ilgili görülmekte olan davada infazın tekrar devamı kararı alınmasının ardından konuyla ilgili bugün bir protesto gerçekleştirildi. Protesto gösterisinin videosunu buradan izleyebilirsiniz VİDEO

EYLEM: TESLİM ETMİYORUZ! TESLİM OLMUYORUZ!

İBDA Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu ve arkadaşları hakkında Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Hükümlü ve Tutukluların Ayaklanması, Kasten Yangın Çıkartma Suçu”yla ilgili görülmekte olan davada infazın tekrar devamı kararı alınmasının ardından konuyla ilgili bugün bir protesto gerçekleştirildi. Adımlar Fikir-Kültür-Siyaset Platformu, Adımlar Dergisi, Büyük Anadolu Gençliği İnisiyatifi (BAGİ) ve Güldenizde Elifler Platformu’nun ortaklaşa düzenlediği eylem, İstanbul Adliyesi – Çağlayan binası önünde yapıldı. “TESLİM ETMİYORUZ! TESLİM OLMUYORUZ!” başlıklı bir Basın Bildirisi’nin okunduğu eylemde, aynı başlıklı bir de pankart açıldı. Salih Mirzabeyoğlu ve onun bağlılarından Ali Osman Zor ile birlikte 30 İbdacı hakkında çıkarılan bu kararın tanınmadığını vurgulayan gönüldaşlar adına Basın Açıklamasını ADIMLAR Platformu Sözcüsü Cem Türkbiner okudu. Yoğun Güvenlik önlemlerinin alındığı protesto gösterisi sırasında atılan sloganlardan bazıları şunlardı: “Yaşasın Kumandan Mirzabeyoğlu!”, “Bu Yürek Vurulmaz Zincire, Bu Yürek Ölüme Hazır!”, “Ne Zindan Korkusu, Ne Ölüm Duygusu!”, “Allahsız Hukuk Hesap Verecek!”, “Biz Biz Biz, Necip Fazıl Nesliyiz!”, “Hiçbir İbdacı Kolay Lokma Değildir!” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hakan Fidan olayında ve sonraki 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarında başta aile fertleri olmak üzere yakınlarını mevcut hukuka teslim etmemesine atıfta bulunan gönüldaşlarımız “bizler de kendi imkân ve kabiliyetlerimizle; kendi hukuk anlayışımızı işleterek Kumandanımızı ve Gönüldaşlarımızı teslim etmeyeceğiz!” ifadelerini kullandı… Aşağıda, protesto sırasında okunan Basın Bildirisi’ni sunuyoruz: TESLİM ETMİYORUZ! TESLİM OLMUYORUZ! KAMUOYUNUN DİKKATİNE; Kendilerine, Batı Medeniyeti’nin hayali bir yılbaşı figürü olan NOEL BABA ismini yakıştırarak, bundan tam 14 yıl önce, Metris Cezaevi’ndeki İBDA bağlısı Müslümanların tutsak kaldığı koğuşa, tam teçhizatlı binlerce askeri “VUR” emri vererek saldırtan 28 ŞUBAT darbecilerinin, henüz 2 gün önce uygulamaya koydukları bir derin tezgahını daha sizlerle paylaşmak istiyoruz. Saygıdeğer misafirler! Değerli basın mensupları! Değerli halkımız! Mevcut yasalar nezdinde hiçbir suç işlemediği halde, tam 16 yıl boyunca cezaevi hücrelerinde yok edilmek istenen ve henüz Temmuz ayında tahliye edilen Sayın Salih MİRZABEYOĞLU ve İBDA bağlıları derin bir oyunla yeniden cezaevine gönderilmek istenmektedir. Bundan 14 yıl önce, yaklaşık 1500 kişilik silahlı bir güçle, Metris cezaevindeki 60 kişilik İBDA koğuşuna katliam yapmak için saldıran darbeciler, bu saldırı sonrasında 1 İBDA bağlısını piyade tüfeği ile vahşice vurarak şehit etmiş, onlarca İBDA bağlısını ise yine aynı silahlarla öldürmek kastıyla ateş açarak ağır yaralamışlardı. Darbeciler bu vahşetle yetinmeyip, canlarına kastettikleri insanlar hakkında, cezaevinde isyan çıkartmak suçlamasıyla, darbe mahkemelerinde davalar açmış; açılan ateşe karşı canlarını savunma refleksi göstermekten başka bir suç(!) işlemeyen onlarca insan hakkında, hiç utanmadan ve yüzleri zerre kadar kızarmadan, yüzlerce yıllık hapis cezaları istemişlerdi. İşte darbecilerin, hiçbir savunması olmayan insanları öldürmek için düzenledikleri bu vahşi saldırının adı NOEL BABA OPERASYONU, bu vahşi saldırının ardından açılan ceza davasının adı da NOEL BABA Davasıdır. Bu Hıristiyan kültürüne ait ismi kendilerine biz vermedik. İlahi takdire bakın ki, bu ismi kendi kendilerine vermekten hiç utanmadılar. Saygıdeğer basın mensupları, değerli misafirler! Bir süre önce; 14 yıllık NOEL BABA saldırısının bizzat içerisinde olan bir JİTEM görevlisinin geçtiğimiz aylardaki “saldırıyı darbeciler tezgahladı, beni de bu iş için kullandılar”şeklindeki ifadeleri sonucunda, davayı görmekte olan BAKIRKÖY 3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ, davanın yeniden ve sanıklar lehinde görülmesine karar vermiş, dava ile ilgili infazların da durdurulmasına karar vermişti. Ancak aynı mahkeme, aradan geçen 1 yıl sonunda, kendi kabul ettiği delilleri inceleme gereği duymamış, herhangi bir soruşturmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, davayı sanıklar aleyhinde tekrar kapatarak, infazların devamına karar vermiştir. Daha sonra yapılan itiraz neticesinde, davanın yeniden görülmesini tekrar kabul etmiş, ancak bu kez infazların devamına karar vermek gibi; akılla, mantıkla, kamu vicdanıyla taban tabana zıt bir tavırla, bir hukuk suçu işlemiştir. Mahkemenin verdiği kararın anlamı şudur: Evet masumsunuz ama yine de sizi cezaevine gömeceğiz! Zira, hem yargılamayı lehte olarak yeniden görmeye karar vermenin ve hem de insanları cezaevine hapsetmenin, başka bir anlamı olamaz. Saygıdeğer misafirler ve basın mensupları… BAKIRKÖY 3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NİN verdiği bu komik ve anlamlı(!) karar, tarihin utanç sayfalarına şimdiden geçmiştir. Normal şartlarda, saldırgan tarafın dava edilmesi ve cezalandırılması gerekirken, cezaevi koğuşunda hiçbir savunması olmayan ve ağır askeri silahlarla vurulan insanlar suçlanmakta ve cezalandırılmak istenmektedir. Biz eminiz ki, baştan sona bir DARBECİ tezgahı olan NOEL BABA SALDIRISI ve MAHKEMESİNİN sorumlularının, gelecekte yaşayacak olan en uzak torunları bile bu utançla yaşamak zorunda kalacaklar. Bütün bunlar bir yana! ADIMLAR Fikir-Kültür-Siyaset, Büyük Anadolu Gençliği İnisiyatifi -BAGİ- ve Güldenizde Elifler Platformları olarak, yıllardır verdiğimiz mücadele sonunda, DARBECİLERİN VE DARBECİ UŞAKLARININ dehlizlerinden söke söke aldığımız başta Kumandanımız Sayın Salih MİRZABEYOĞLU’nu, ayrıca Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Ali Osman ZOR ve tüm gönüldaşlarımızı, yeniden zulmün pençelerine teslim etmeyeceğiz! Teslim etmeyeceğimiz gibi; şu anda cezaevlerinde 25 yıldır suçsuz olarak işkence göre diğer kardeşlerimizi de 28 ŞUBAT DARBECİLERİ ve UŞAKLARININ işkence hücrelerinden alacağız! İBDA bağlılarının mücadele tarihine sadece 5 dakika göz atan herkes, bunun bir tehdit değil, bira vaka, gerçekçi bir durum tespiti olduğunu hemen anlayacaklardır. Evet, dediğimiz gibi! Ne Sayın Salih MİRZABEYOĞLU’NU, ne Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Ali Osman ZOR’u ve ne de başka bir İBDA bağlısını işkence hücrelerine teslim etmeyeceğiz. Hele ki, Kumandan Mirzabeyoğlu’na Cezaevi hücrelerinde uygulanmaya başlanan ve tahliye olmasına rağmen hâlâ tüm şiddetiyle TELEGRAM İşkencesi sürmekteyken! Bu İşkencenin içerisinde olan mahfiller tek tek ortaya koyulmadan, kimse bizden bu ve benzeri gayrımeşru kararlara uymamızı beklenmesin! Dünün “darbeciler”ine ve bugünün “biat isteyenler”ine boyun eğmedik ve eğmeyeceğiz! “Kumandan ve gönüldaşlarımız hakkındaki davaya konu olan “Noel Baba Operasyonu”ndan bir yıl sonra gerçekleştirilen, “Hayata Dönüş” adlı sol siyasi mahkûmlara yapılan saldırılarla ilgili davalar, 2010 yılında zamanaşımı gerekçesiyle bütün sonuçlarıyla düşürülmüşken, Kumandan ve arkadaşları için neden hala işletilmiyor” sorusu ortadayken… Dünün Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı Erdoğan mevcut hukuka yakınlarını teslim etmemişken; Bizler de kendi imkân ve kabiliyetlerimizle; kendi hukuk anlayışımızı işleterek Kumandanımızı ve Gönüldaşlarımızı teslim etmeyeceğiz! Allah’ın yardımı ve İBDA fikriyatının ruhumuza işlediği direniş ahlâkı sayesinde, bütün zalimleri dün olduğu gibi, bir kere daha yeneceğiz ve perişan edeceğiz. Bizleri, dün yaptıkları gibi Filistin askılarında sakat bırakabilirler. Elektrikli tezgahlarda, ciğerlerimizi kavurabilirler. El ve ayaklarımızı işkence dehlizlerinde sakat bırakabilirler. NOEL BABA saldırılılarındaki gibi ağır silahlarla vurup, canlarımızı alabilirler. Ama bizi kokuşmuş köle düzenlerine köle yapamazlar! Zira biz, Allah’tan başka güç ve kudret tanımıyoruz! Tanımadık, tanımayacağız! Saygılarımızla… ADIMLAR Dergisi (www.adimlardergisi.com) Büyük Anadolu Gençliği İnisiyatifi -BAGİ- Güldenizde Elifler Platformu SLOGANLAR: (Yaşasın Kumandan Mirzabeyoğlu!) (Bu Yürek Vurulmaz Zincire, Bu Yürek Ölüme Hazır!) (Ne Zindan Korkusu, Ne Ölüm Duygusu!) (Biz Biz Biz! Necip Fazıl Nesliyiz!) (Biz Biz Biz! Büyük Doğu Nesliyiz!) (Hiçbir İbdacı Kolay Lokma Değildir) (Tek Yol İslam, Allah Peygamber. Allahsız Köpekler; Vatan Sizden Ne Bekler!) (Her Şey Allah İçin) (Allahsız Hukuk Hesap Verecek!) (Yâ Cabbar, Yâ Kahhar, Yâ Muntakîm Allah; Bizi İntikamına Memur Et!)

Bagi AC’den BİLDİRİ

“…Hukukun Olmadığı Yerde Devlet Değil Çete Vardır!” Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun 2000 yılındaki savunmasında dile getirdiği bu hakikat, dün verilen “durdurulmuş infazın devamına” GARABET kararıyla bir kez daha gerçekliğini koruduğunu göstermiş ve haklılığını ispat etmiştir! “Yeni Türkiye”nin vakit kaybetmeden ve İBDA’ya karşı eski usul düşmanlıklarla devam edeceğini gösteren bu karar eskimiş ve pörsümüş bir hukuk anlayışından vazgeçilmeyeceğinin bir itirafı gibidir… Yine aynı “Tiyatro” sahnesi, yine aynı hukuksuzluk ve yine aynı aktörlerin yer aldığı bu şeytan üçgeniyle İBDA’ya ve İBDA Bağlılarına zulüm edilmek isteniyor. Öyleyse; Sözü uzatmıyor ve buradan ilan ediyoruz: Başta Kumandanımız Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere, Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Osman Zor ile birlikte hakkında sakıt hüküm verilen gönüldaşlarımıza saldırı hâlinde, biz de Avrupa’daki İbdacılar olarak Teslim Etmeme ve Teslim Olmama irademizi ortaya koyacak; Ne gerekiyorsa tereddütsüz yapacağız! NE ZİNDAN KORKUSU, NE ÖLÜM DUYGUSU! ADIMLAR Platformu – Avrupa Büyük Anadolu Gençliği İnisiyatifi – Avrupa Cephesi (BAGİ-AC)

ADIMLAR SÖZCÜSÜ TÜRKBİNER TV-5’DE

ADIMLAR Fikir-Kültür-Siyaset Platformu Sahibi ve Sorumlu Müdürü gönüldaşımız Cem Türkbiner, yaşanan yeni gelişmeleri değerlendirmek üzere TV-5’de “Günden Yansıyanlar” programına konuk olacaktır. Gönüldaşımızın, başta Kumandan Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere bir çok gönüldaşımız hakkında çıkarılan yakalama ve tutuklama kararını değerlendireceği programın başlama saati 15:15…