ÜNSAL ZOR KİMDİ!

Ünsal ağabeyle birlikte Kaide veya Aylık Dergisi’nin mizanpajının son hâlini vermek için matbaadayız… Kapak tasarımını yaparken Ünsal ağabey bilgisayarda yapıla

KUMANDAN SALİH MİRZABEYOĞLU’NDAN ÜNSAL ZOR’UN ŞEHADETİ ÜZERİNE…

“Ünsal’a yakıştı!” Salih MİRZABEYOĞLU “Farz-ı Kifâye mânâsına uygun olarak arkadaşların üzerinden yükü aldı. Lâf olsun diye söylemiyorum, benim için hâlâ yaşıyo

Ali ÖZSOY: TÜRKİYE’DE ADIMLAR SALDIRISIYLA BAŞLAYAN BOP TERÖRÜ VE İMAN İNSANI ÜNSAL ZOR

“Ünsal ZOR’un Şehâdeti Vesilesiyle” gerçekleştirilen programda ağırladığımız Türk Solu Dergisi’ne mensup kıymetli misafirlerimiz adına Sayın Ali ÖZSOY’un

ADIMLAR Fransa – E. Doğan ŞEYHOĞLU: HÜCCET – ÜNSAL ZOR

“Ademe mahkum etmek” (yani yok farzetmek) ve yok etmek; ikincisi, birinci niyetin fiîliyata dökülmüş şeklidir. Dolaysıyla, Adımlar’ın kapısına bomba koyanlarla,

Burhan Halit KOŞAN: TARİHİ ARKA PLÂNIYLA ÜNSAL ZOR VE ADIMLAR

25 Mart 2015 Saldırısı ve “Ünsal ZOR’un Şehâdeti Vesilesiyle” gerçekleştirilen programa Erzurum’dan gelerek iştirak eden yazarlarımızdan sayın Burhan Halit KOŞAN’ın, 24 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen programda yaptığı konuşmanın görüntülü kaydı ve metnini alâkalarınıza sunuyoruz. ADIMLAR TARİHİ ARKA PLÂNIYLA ÜNSAL ZOR VE ADIMLAR Merhaba! Bildiğiniz üzere “merhaba”; benden size zarar gelmez, sizden de bana zarar gelmeyeceğine inanıyorum. İrticâlen konuşacağım için ve aynı ânda da gönüldaşlarımızın konuşmalarını dinlerken zihin dünyamda dört-beş defâ konuşacağım cümleleri değiştirmek zorunda kaldım. Şimdi vak’aya “şahsî” veyahut “yerel” bazda bakmaktan ziyâde biraz arka plânına göz atmayı yeğliyorum. Beşer tarihi Âdem’den başladıktan sonra Allah Resûlü’nde kemâlâtını buluyor. Erdemler, değerler… Ve Allah Resûlü ve Sahâbe’den sonra da, Karahanlılar’da, Türk Milleti’nde İslâm’ın erdemlerinin ve değerlerinin temeyyüz etmesiyle birlikte bir silsile başlıyor. Nedir bu? Ruh dünyasında Mânâ Erenleri. Yani kimdir bunlar? Yesevî Atâ’nın “aşkı olmayanın dini yoktur!” prensibiyle hareket eden aziz Türk Milletinin çocukları, beşer tarihine, Allah Resûlü’nden kalan mirası zahir ve batında yansıtmanın ıstırabını ve pratikte bunu bir kalıba dökmenin hesabını vermekle mükelleftiler. Yesevî Atâ, Şâh-ı Nakşıbendî silsilesiyle yürüyen kervan aynı zamanda “devlet” olarak da yürüdü… Babür Hân ve Yavuz zamanlarında Türk’ün “kızıl elma” projesini, baktığımız takdirde bu projenin Yavuz Sultan Selim Hân başbuğluğunda her ne kadar düşünce dünyasında berrak olarak belli olsa da, fizikî ortamda – coğrafyada uygulanamadığını görüyoruz. Daha sonra, aradan geçen 600 yıllık bir tarihten sonra –böyle, kısa kısa atlayarak geçiyorum mevzuyu- Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in belirttiği üzere, Kumandan’a “500 yıldır beklenensin!” hitâbının cevabını aradığımızda, bunun cevabını bulduğumuz adres Babür Hân ve Yavuz Sultan Selim Hân’ın gerçekleştirmek isteyip de gerçekleşemeyen bu projenin, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun; muhteviyat kısmı “Başyücelik Devleti” ve “İslâm’a Muhatap Anlayış”la yenilendiğini, “kızıl elma ülküsü”nün ise, “Aydınlık Savaşçıları” adlı eserinde haritanın çizildiğini görmekteyiz. Yani orada geçen bir kısım coğrafi isimler, kafiyeye uysun diye yazılmadı. Veyahut oradaki bir kısım isimler birilerine şirin gözükmek maksadıyla da yazılmadı. Buradaki maksat Üstad’ın da belirttiği gibi, bu mirasın mükellefi, sorumluluk sahibi olarak ortaya çıkması gereken ve onu niteliğiyle dolduran Mirzabeyoğlu olduğundan dolayı… Kumandan Mirzabeyoğlu’nun bu açmış olduğu güzergâhta yürüyen insanlardan biri olan şehîd Ünsal Zor ise, böyle bir mirasın taşıyıcısı hükmündeydi. Aynı sizin gibi… Burada oturan veya olmayan her bir gönüldaşımız neyin, hangi mirasın taşıyıcısı olduğunu, tasarrufunu lâyıkı vechiyle yerine getirmek üzere vazifelidir. Hepimizde olduğu gibi… Bu noktada şehîd Ünsal Zor’a baktığımızda böyle bir mirasın, sizin gibi, taşımak mecburiyetinde olduğumuz bu sorumluluğun gereği olarak –beni gördüğüm kadarıyla- tevazu ehli, adanmış bir ruh ve samimiyet gördüm. Bunun gereği olarak da, Akıncı Ruhu’nun gerektiği şekilde hareket edebilmenin liyâkatinin gereğini yerine getirebilen bir insan olarak gördüm. “Şehidlik”, söylendiği gibi –arkadaşımızın, gönüldaşımızın- “hüccet”. Yani nedir; “şahîd”dir. “Şehid”, “şahid” bunlar aynı mânâlardır… Yani neye şahid oluyor? Kumandan’ın belirttiği üzere Atâ mirasını yeniden kazanmalıyız. Bizim atalarımız bellidir, mirasımız bellidir. Bunun gereğinin ifâsı için de bedel ödeyenlerin; Şehîdler Silsilesi’ni bir arı peteğine benzetirsek, o arı peteğinde bir “bal” numunesi olarak orada bedelini ödemiştir ve Peygamberler’den sonra en yüksek makâm olan Şehîdlik’le ödüllendirilmiştir. Bizim ata sözlerimizden birinde der ki, “gözünde iğne taşıyanlardan uzak durunuz!” Adımlar ve şehîdlik noktasında Adımlar’ı temsil makâmında olan şehîd Ünsal Zor ise “gözünde iğne taşıyanlar”dan uzak olmadığı gibi, aynı zamanda “beyninde iğne taşıyanlar”dan, “dilinde iğne taşıyanlar”dan, “gönlünda iğne taşıyanlar”dan ve eliyle zehir saçan “iğne taşıyan” insanların saldırılarına maruz kalıyor. Benim Adımlar’a katılmam da, her ne kadar arada 1300 km’lik bir mesafe olsa da, -bazen uzaktan seyretmek, izlemek, kimin samimi, kimin münkir, münafık tavırla hareket ettiğini insanlar biraz daha net görebiliyor. Adımlar bu misyona layık olarak şehîd Ünsal Zor gönüldaşla da, gözünde, gönlünde, aklında, kalbinde, dilinde iğne taşıyan insanlara karşı bir mücadele azmi ve gayreti gördüğümü söyleyebilirim kendi adıma. Bana tesir eden ve Adımlar’a katılmama sebeb olan da O’nun şehâdetinden sonraki süreçtir. Buradaki hiçbir arkadaşımla ondan önce görüşmem yoktu. Belki şifaen, uzaktan, belki okuyucu olarak, seyirci olarak belki ekran arkasında olsak da, O2nun şehâdetinden sonra en azından karınca misâli tavrımızın ortaya çıkması için gönüldaşlarımla olmaya ve bazı sebeblerden dolayı, bazı vesilelerden dolayı öyle emredildi, “emre de uygun hareket etmek gerekir”… Şehid Ünsal Zor’la iki defâ görüşmüş, iki defâ da kısa süreli eyleme gitmiş, fakat fazla bir sohbet imkânı olmadığını ifâde edeyim. O’nda beni etkileyen şey, şahsında, muhtevâ konuşulmadı, mânâ konuşulmadı –yani konuşma esnasında- samimiyeti oldu, tevazuu oldu. Ve küfre karşı olan, bu aziz millete karşı yapılan çeşitli saldırılara karşı olan kininden dolayı benim dikkatimi celbeden bir insandı. Bundan dolayı aziz milletimizin şehidlerine ve Ünsal Zor’a rahmet; bize de tarihî bir misyonu devam ettiren ve şehidler kervanında yol alan, Başbuğlar’ın arkasında yürüyen bu insanlara layık olmayı nasib eylesin! Çok teşekkür ederim dinlediğiniz için. Burhan Halit KOŞAN

ÜNSAL ZOR 22 EKİM’DE DOĞDU… ÖLMEDİ!.. ÖLMEYECEK!

Kumandan Salih MİRZABEYOĞLU’nun 25 Mart 2015 tarihinde ADIMLAR’a düzenlenen bombalı saldırı ile şehîd verdiğimiz ÜNSAL ZOR ile ilgili şahitliği…

ÜNSAL ZOR VESİLESİYLE; AYDIN ALKAN RETROSPEKTİF RESİM SERGİSİ

Ressam gönüldaşımız Aydın Alkan’ın retrospektif (geçmişten bugüne eserlerinden seçmeler) resim sergisinin açılışı, 24 Mart 2019 Pazar günü ADIMLAR Fikir – Kültü

BUGÜNKÜ DURUM -2- (Eylül 2018)…. KRİZ: NETİCE-BAŞLANGIÇ

Yaygınlaşan kriz ve olgunlaşan bunalım bugün başlamadı; 2003 Irak işgâline kadar giden tarihî bir arka plânı var.

CEM TÜRKBİNER: İMÂN, HÜRRİYET, ŞEHADET VE HASET

Adımlar Platformu Sözcüsü ve 25 Mart 2015 bombalı saldırısını yaralı olarak atlatan gönüldaşımız Cem Türkbiner’in, 25 Mart saldırısında şehid olan gönüldaşımız

REFERANDUMUN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER -2- TÜRKİYE BAĞLI OLDUĞU LİMANDAN AYRILDI

“İnandırıcılık” ve “güvenilirliğin” hiç kalmadığı; “Liderlik Otoritesi” açısından en zayıf dönemin yaşandığı; “Millilik” adına çer-çöp meselelerin gevelendiği, ideolojik ve siyasî mânâda derinliğine ve genişliğine bir AHLAK ve FİKİR sisteminin tarafların gündeminde olmadığı; “Kahramanlık” elbisesinin artık çok bol geldiği bir zaman aralığında; Türkiye, 16 Nisan günü yapılan referandumla birlikte bağlı olduğu limandan ayrılmış, nereye demirleyeceğini bilmeden tüm dünyanın gözünde açığa doğru sürüklenen bir gemi görünümü arz etmektedir. Kaptanın doğru rotayı bilip bilmediği tartışmaya açık ama, doğru rotayı bilse dahi bunu ilan edici hamleyi yapabilecek cesaretle birlikte, maddî ve manevî şartlara haiz olmadığı kesin. Bu çekingenliğin farklı sebepleri olabilir ama, çekingenlik içinde geçen her dakika kendisiyle birlikte ülkeye zarar. Çünkü mevcut görüntüsü ve etrafında ortaya çıkan gelişmelere göre Türkiye gemisi rotasız başı boş açıklarda çok fazla yol alabilecek dayanıklılıkta görünmüyor. Geminin göz göre göre batması istenmiyorsa bir an evvel güvenli bir limana bağlanmalı.