TRUMP’I TANIYALIM
Alâaddin Bâkî AYTEMİZ
ABD Başkanı olan sapık ve bunak Biden’dan kurtulduk derken, bu defa karşımıza bir başka cins çıktı: Trump…
Trump bir tüccar ve her şeyi ticarî hesap çerçevesinde ele alma mantalitesi ile hareket ediyor.
Millî Gazete, onun hakkında yazılmış bir kitabı haberleştirmiş; şöyle:
O odada neler yaşandı neler! Buraya yazamayacağımız diyaloglar ve telefon konuşmaları! Trump’ı çileden çıkaran kitap; ateş ve öfke!
İkinci kez ABD Başkanlığına seçilen Donald Trump hakkında yazılan bir kitaptan bahsetmek istiyoruz…
Kitabın yazarı, Amerikalı yazar Michael Wolf.
Kitap milyonlar sattı…

Amerika Başkanı Donald Trump ve avukatları kitap yayımlanmasın diye büyük çaba gösterdiler.
Baştan şunu ifade edelim; kitapta öyle satırlar ve iddialar var ki buraya yazamıyoruz.
Sadece şu kadarını söylemekle iktifa edelim; “O odada neler yaşandı neler!”
Merak eden kitabı okur ve öğrenir, elbette.
Ancak bu çarpıcı kitaptan bazı konu başlıklarını da buraya alalım;
- “Trump, Beyaz Saray’da adeta bir çocuk gibi davranıyor. Böyle biri bir ülkeyi yönetebilecek güçten yoksundur.”
- “Trump, bir sayfalık notlar ve kısa günlük raporlardan başka hiç bir şeyi okumaz. Dünya liderleri ile önemli oturumlarda birden uykudan uyanıyor. Çünkü yorgun ve bitkin. Donald Trump hiç bir şeyi, yine tekrar ediyorum, hiç bir şeyi okumuyor.”
- “Eğer siz ABD Başkanı için çalışıyorsanız, sizin için tuhaf bir sorun, ona nasıl bilgi vereceğinizdir. İkinci sorun da şu ki, Trump hiç bir şeyi okumadığı gibi, sizin sözünüzü de dinlemiyor. Bu yüzden sizin Trump’a hiç bir şeyi anlatamamanız ta ilk günden başkanlık krizine dönüştü.”
- “Amerika Başkanı psikolojik dengesi olmayan biri…”
- “Trump kendi görüntüsünden başka hiç bir şeyi önemsemez. Bencildir. Adını pazarlayarak her gün daha da zenginleşiyor. Trump’ın adı otelleri, restoranları, gazinoları ve golf sahalarında dikkat çekiyor.”
- “Trump daha önce oynadığı TV dizisinde davrandığı gibi Beyaz Saray’da davranıyor. Trump’ın oynadığı dizide ünlü bir sözü vardı ve sürekli “siz işten atıldınız” diyordu. Trump kendisini zor günlerin adamı gibi göstermek için o dizideki gibi davranıyor ve sürekli başkalarını görevden alıyor.”
- “Trump, kendini kontrol edemiyor.”
- “ABD Başkanı Trump’ın oğlunun Ruslarla bazı ilişkileri var.”
- “Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Salman ve Donald Trump ve hanedanı arasındaki işbirliği var. Trump, Arabistan’da Muhammed bin Salman’ın veliaht olduğu ilan edildikten sonra damadı Kuşner’le birlikte Arabistan’da yumuşak bir darbeyi yönetti.”
- “Trump’ın İran düşmanlığı dış politikasının ekseni haline getirdi.”
Şunu da ekleyelim; Beyaz Saray ve ABD Başkanı Trump bu kitapta gündeme gelen ifşaatları reddederek bu ifşaatları gerçek dışı ve yanlış olarak niteledi.
*
Millî Gazete internet sitesindeki haber böyle…
Kitabın yazarı Trump’ın düşmanı da olabilir ki muhtemelen demokrat ve woke saplantılı biridir. Ama söylediklerinin çoğu yaşananlarla uyuşuyor. Trump’ın derinliksiz bir pazarlamacı olduğu, yaşı, yorgunluğu, uyuklaması vs. Ve psikolojisi… O, “her şeyi en iyi ben bilir ve yaparım!” tavrı ki, mesnetsiz bir kibir…
Nihayetinde Trump ortalığı karıştırmaya birebir ve daha ilk günlerden bunu da yaptı. Mevcut statükoyu alt üst etti ve bu da ABD işbirlikçilerinin hesaplarını bozmaya yetti. Şimdi ABD işbirlikçilerinden çok fazla, hatta altından kalkamayacakları şeyler istiyor. Gerçi Trump, tüccarlığı gereği en üst seviyeden pazarlığı başlatmak için bunu yapıyor ama yine de mikser olmaya yetti. Statüko yeniden düzenleniyor ve dolayısıyla eski statülerin de yeniden tanımlanması gerekecek. Bu da işbirlikçilerin deşifre olması gibi bir davanın doğmasına da sebep olacaktır ki, Trump’ın iktidara gelmesindeki faydalardan en dikkate değer olanlardan birini burada görmekteyiz.
Trump, işbirlikçilerden yeniden biat alacak, biat edecekler de yeni hediyeler, yeni tavizlerle efendilerinin huzuruna çıkmak zorunda kalacaklar… Trump da zaten bu hediye-taviz talebini açıkça dile getirmekte. Meksika, Kanada, Panama, AB… Gazze vesilesiyle okkanın altına gidecekler: Mısır, Ürdün, Suud, Türkiye ve emirlikler vs… Rusya’ya karşı Suud başta OPEC’ten istediği petrol fiyatlarının düşürülmesi… Türkiye’den İran’a karşı gündeme getirilecek talepler… AB desen bağımsızlığı ağzına bile alamıyor, “özerklik” demekten ileri gidemiyor…
Tüccar Trump’ın karşısında basiret ve sebatla durulursa, ileri sürdüğü tehditler son tahlilde kendine dönecektir. Yok karşı durmak yerine anlaşma yoluna gidilirse, o zaman Trump, limonu son damlasına kadar sıkarcasına elinden geleni yapacaktır. Zira Trump gelir gelmez cepheyi o kadar geniş tuttu ki, bunun altından kalkması pek mümkün değil ve zaten kimi noktalarda yükselen itirazlar karşısında da tevil yoluna gitmeye başladı bile.
Dünya çapında şahsî yatırımları olan bir tüccar, devlet politikası ile şahsî menfaatinin çatıştığı noktada ne yapacak? Şahsî menfaatinden vazgeçebilecek mi?
Woke kültürü ve eşcinsellik gibi sapkınlıklara karşı çıkıyor gözükmesiyle müsbet olsa da çelişkilerle dolu bir yumak… Bakanlarından biri ibneliği ile meşhur, artık kocası mı karısı mı olan bir başka erkekle evli ve taşıyıcı anne kullanarak çocuk da edinmişler.
Amerika’nın dünyada çok farklı ve büyük acılar yaşatmaya Trump eliyle devam edeceği kesin. Lâkin Trump’ın atacağı adımlar gerilemekte olan Amerika İmparatorluğunu yıkılma sürecinden kurtarmaya yetmez. ABD’nin bölgesel işbirlikçilerinin deşifre olması, Amerika’dan arta kalan kemiklerle zıkkımlanan finoların payına artık daha az kemik düşmesi ile köpeklerin kemik için birbirine düşmesi neticesinin doğacak olması ile birlikte -ki, Suriye’de bu yöndeki gidişat açıkça ortaya çıkmaya başladı bile- yıkılma sürecinden kurtulalım derken kibirleri yüzünden işleri daha da berbat edecekleri kesin.
Sağlıklı düşünemiyor, öfke ve kibirle hareket ediyor. Sonradan bazı şeyleri düzeltmek zorunda kalıyorlar.
Yaşlı ve yorgun… Dünyayı yönetmek için fizikî yeterliliğe haiz olmadığından, çevresinde yönetmek isteyen klikler oluşacaktır. Kadrosunda da bir tutarlılık yok, farklı politikaları savunanlar aynı konuda farklı şeyler söylüyor…
Derinliğe sahip değil, tüccar mantığı ile yönetirim zannediyor; her şeyi para ile ölçülebilecek bir meta olarak görüyor. Woke vs gibi sapkınlıklara karşı çıkarken değerleri koruyor görünüyor ama diğer yandan farklı değersizleştirmelere kapı açıyor. Her şeyin para olmadığına inananlar karşısında toslayacağı inanç duvarının şiddeti, sistemi çökertecek sarsıntılara sebep olacaktır.
En büyük yanlışları da İsrail konusunda Netenyahu’nun temsil ettiği çevreye destek olmakla olacak. Oysa İsrail onlardan ibaret değil ve İsrail’e destek olmak, Netenyahu zihniyetine destek olmak demek değil. Öyle ki, bu yanlış İsrail politikası Amerika’yı büyük yapmak yerine daha da küçültecek ve hatta yok olmasına sebep olacak neticelere gebe.
Biz Amerika’ya emperyalist oluşundan dolayı karşıyız. Emperyalist olmaktan çıkmış ve dünyada diğer ülkeler gibi yer almış bir Amerika, elbette kendi menfaatleri için çabalayacaktır ama emperyalist dayatmalarla, sömürüyle dünyaya felâket getirdiler, şimdi kendileri de bundan dolayı, bu altından kalkılamaz yükten dolayı rezil oluyorlar. Bu sürdürülemez de zaten. Amerika, 1991’den bu yana, tek kutuplu dünyada meseleleri güç yansıtarak çözmeye çalıştı da ne oldu? Güçlenmek bir yana, her geçen gün daha da güçten düşmekte. Oysa ellerine büyük bir fırsat geçmişti, dünya düzenini kurabilirlerdi. Ama onlar düzen kurmak yerine fırsatçılığa, çapulculuğa düştüler ve kimseye saygı göstermeden, elimizi kolumuzu sallayarak her yere girebiliriz diye düşündüler.
Biz imparatorluk bakiyesiyiz Sayın Trump… Bir imparatorluk nasıl gelişir, nasıl duraklar, nasıl geriler ve yıkılır, biliriz. Bu süreçlerde birçok devlet başkanı değişir, kimi kaabiliyeti ile öne çıkar, kimi de tersi. Ama süreç işler. Dekadansa bir girilmeye görsün… Bizde Abdülhamid Han, dekadans döneminin büyük şahsiyetidir meselâ. O, dekadansı görmüş ve imparatorluğu nefsini aşacak hamlelere atmaktan kaçınmıştır. Ama onu devirenler, dekadansı, çaplarını aşan fikirsiz bir kaba cüretle aşabileceklerini zanneden maceraperestler olmaktan ileri gidemediler ve imparatorluğun yıkılmasına sebep oldular. Cüret sarhoş edici, cezbedici, kışkırtıcı, akılları başlardan alıcı, büyük hareketlere kapı aralayıcı bir şey ama derinlikli ve hayatî bir fikirle desteklenmezse akıbeti ne olabilir ki? Amerika, 1991’den bu yana büyük bir cüretle saldırıp duruyor… Ne için? Roma “nizâm” demekti, nizâmın en kaba şartı “kanun”dur, doğrusu veya yanlışına bakmaksızın kanunun uygulanmasıdır. Kanun, yeter değil ama gerek şarttır. Roma’nın da Osmanlı’nın da dekadansa girip yıkılmasına yol açan esas faktör, nizâmı sağlayıcı ruhî yenilenmeyi gerçekleştiremez noktaya gelişleri ve dolayısıyla hukuktan uzaklaşarak kanun devleti olmaktan bile çıkmalarıdır. Bunu düzeltemedikleri yerde de çıkışı kaba cürette arayış… ABD’nin hukuku olmadığı gibi, kanunları da yok… Ruhu yok kısacası… ABD, leş kargası keyfiyeti arzetmekte…











One thought on “TRUMP’I TANIYALIM”