CARLOS: EN SEVGİLİ YOLDAŞIM KUMANDAN SALİH MİRZABEYOĞLU

Çakal Carlos olarak da bilinen ve 21 yıldır Paris’te esir tutulan dünyaca ünlü Antiemperyalist Savaşçı Carlos’u geçtiğimiz hafta cezaevinde ziyaret eden Türk avukatları Güven Yılmaz ve Ahmet Arslan’a, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’na iletilmek üzere Carlos’un 1 Ocak 2015 günü yazdığı tebrik mesajı şöyle: Poissy 1 Ocak 2015 En sevgili yoldaşım Kumandan Salih Mirzabeyoğlu, Yeni yılın özgürlük ile İBDA-C’nin ve bütün gerçek devrimcilerin yükselen başarısının devamını getirmesini hasretle bekliyorum. NATO’ya ve Siyonist saldırıya karşı direnen sizi ve Türkiye’deki insanlarımızı her iki elimle kucaklıyor ve devrimci selâmlarımla destekliyorum. ALLAHU EKBER! Carlos / Selâm Carlos ile görüşmeleri sırasında Carlos’un anlattıkları, Carlos’un Kumandan ile ilgili sözleri, Kumandan Mirzabeyoğlu’na gönderdiği tarihi hediyeyi ve çok daha fazlasını Adımlar Dergisi’nin Şubat 2015 (5.) sayısında, bizzat ziyaret eden avukatlarının kaleminden okuyabilirsiniz. ADIMLAR Dergisi

ADIMLAR DERGİSİ’NİN 5. SAYISI ÇIKTI

Fransa’da Poissy Cezaevinde bulunan Carlos’u kapağa taşıdığımız bu sayımızda, Carlos’un Türk Avukatlarının kendisine yaptıkları ziyaret ve bunun tarihi yansımaları var. ADIMLAR Dergisi’ne ulaşmak veya Abone olabilmek için iletişim bilgileri: Adres: Hürriyet Mahallesi Dr. Cemil Bengü Caddesi No:48/3 Çağlayan / İSTANBUL Telefon: (0212) 234 2710 GSM: 0544 487 1999 Mail: adimplatformu@gmail.com

KUAŞİ KARDEŞLER FİLM FESTİVALİNİ İPTAL ETTİRDİ!

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz Ocak ayında, Belçika’nin -Verviers- kasabası başta olmak üzere birçok yerinde yapılan yargısız infazlar ve bunun neticesinde 3 Müslümanın katledilmesiyle sonuçlanan baskınlar gerçekleşmişti. Bu baskınlardan sonra, Avrupa’nın genelinde olduğu gibi Belçika’da da Panik havasının devam ettiğini gösteren yeni “uygulamalar”la ilgili bölge kaynaklarımızdan yeni haberler gelmeye devam ediyor. Avrupa genelinde resmi medya ajanslarının tamamen görmezden geldiği bu haber, Belçika’daki haber kaynağımız yolu ile bize iletildi. Haber şöyle: Geçen sene Ocak ayında 13.000 seyirci kapasitesine ulaşan bir Film Festivali, bu sene düzenlenmeden iptal edildi. Belçika’nın Fransa sınırında bulunan -Tournai- kasabasında, bu sene yine ağırlıklı “İslam ve Terör” temalı kısa metrajlı filmlerin ve belgesellerin gösterime girmesi plânlanan “The Ramdam festival” adlı Film Festivali, “yoğun terör eylemi tehditleri” dolayısıyla tamamen durduruldu. Söz konusu Film Festivali iptalinin milyonlarca Euro zarar görmesinin yanında, tamamen kapalı tutulan “Imagix Cinema” isimli Sinema Kompleksi’nin de, aynı şekilde zarara uğradığı gelen bilgiler arasında. Fransa eylemlerinden sonra yaşanan bu gelişme gizlenerek, aslında yıllardır İslâm’a saldırının düzenli olarak “film festivalleri” kılıfında süregeldiği gerçeğini örtme çabasıdır. Avrupa’da ve dünyanın hiçbir yerinde, artık rahatça İslam’a ve İslam Peygamberi’ne, bunun yanında İslam Direniş’ine keyfi saldırılar gerçekleştirilemeyeceğine dair muazzam bir gelişme olarak bu gelişmeyi bildirmek isteriz. ADIMLAR Avrupa

ABD’NİN ÇİZİLEN KARİZMASI VE “UKRAYNA’YA SİLAH YARDIMI”

Ukrayna’nın Amerikan yanlısı rejimi, Rusya yanlısı ayrılıkçılara karşı kullanılmak üzere aylardan beri Amerika’dan silah yardımı dileniyordu. Amerika’nın, aslında hiç de resmi olarak gerçekleşmeyen bir takım temaslar üzerinden “barış görüşmeleri başarısız!” oldu iddiası, Ukrayna’nın arzu ettiği silahlara kavuşacağı biçiminde yorumlandı. Bu çerçevede “New York Times”da çıkan bir habere göre, konuyla ilgili ABD içerisinde yaşanan tartışmalarda üst düzey Ordu yetkililerinin Ukrayna’ya silah teminatını savundukları ifâde edildi. Ukrayna Devlet Başkan’ı Petro Poroschenko’nun “yardım battaniyeleri ile bu savaşı kazanamayız” çağrılarına, şimdiye kadar silah yardımına sıcak bakmayan ve sadece para yardımında bulunarak taleplere karşılık veren Amerikalı yetkilileri tavır değişikliğine zorlayan askerlerin başında Philip Breedlove geliyor. Breedlove ve NATO bünyesinde bir çok Amerikalı üst düzey subay “New York Times” gazetesine yaptıkları açıklamalarda, Silah sevkıyatının çoktan başladığını dile getirdiler. Amerika’nın 3 milyar dolara mâl olacağı bildirilen silah sevkıyatının dökümü ise şöyle: İnsansız hava araçları, Arazi araçları, Anti-tank füzeleri ve Defansif silahlar. Avrupa basını bu durumu “Mantıklı olur mu?” başlıklarıyla sorgular ve kamuoyu ile paylaşırken, Amerika’nın kendi bölgelerindeki bu kadar rahatça at koşturma isteğinden rahatsız olduklarını gözlemlenebiliyor. Almanya ve Fransa Başbakanları Merkel ve Hollande, Ukrayna Devlet Başkan’ı Petro Poroschenko ile telefon görüşmeleri gerçekleştirip, “kesilen barış görüşmeleri”nin acilen tekrarlanması ve hızlandırılması için rica ettikleri, Alman haber kaynaklarının verdikleri haberler arasında. Buna karşın Amerikan dostu Petro’nun “savaş için silah” istediği gerçeği göz önüne alınınca, Alman ve Fransızların taleplerinin “iyimser” kaldığı düşünülebilir. “Hala görüşmelere açığız demek için” perşembe günü ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Kiew’e gideceği ve bir “tehdit unsuru” olarak yanında ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’i de götüreceği gelen bilgiler arasında. Görünen o ki, ABD halâ “imajlar”la düşmanlarına geri adım attırabileceğini zannediyor. Amerika’nın diplomatik tehditlerinin, son 25 yıldır İslâm coğrafyasında verilen mücadele karşısında “yerlerde sürünen karizma” olarak etkisizleştiğini, Ukrayna krizinde de görebiliyoruz. Dolayısıyla Rusya’nın bir yıldır ABD ve Avrupa karşısındaki kararlı tutumunu, ABD’nin tehditlerini etkisizleştiren 25 yıllık mücadelede arayabiliriz. Ukrayna’daki Son Durum: Doğu cephesi (Dün – 01.02.2015) Ukrayna Ordusu’na bağlı güçler ile Rus yanlısı milislerin çatışmasında 28 Asker ve 22 Sivil öldü. Almanya’nın sınırına çok yakın olan bölgede ise cesetler halâ sokak ortasında durmakta. Buna karşın Avrupa basını bu olanlara karşı tamamen kayıtsız. Amerikanın açık bir biçimde kışkırttığı krizin Nisan 2014 tarihinden bu yana ölüm bilançosu ise, resmi kaynaklara göre toplam 5000 sivil. “Sivil toplum örgütleri” ise, bu sayının çok daha fazla olduğunu dile getiriyorlar. ADIMLAR Almanya

İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI

ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Platformu olarak her hafta sonu gerçekleştirdiğimiz İstişare Toplantılarının bu hafta da Çağlayan-Merkez büromuzda gerçekleşti. Toplantı ilânında da duyurulduğu üzere 29 Kasım’da Kumandan Mirzabeyoğlu tarafından verilen Tarihi Konferansı konuşmaya devam ettiğimiz toplantımıza Fransa’da Carlos’u ziyaret Türk avukatlarından Sayın Güven Yılmaz beyefendi de katıldı. Toplantının başında gerek Sayın Carlos ve gerekse Avrupa’daki gönüldaşlarımızla ilgili intibâlarını katılımcılara aktaran Yılmaz’ın ardından Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Osman Zor, 29 Kasım Tarihi Konferans üzerine konuşmaya başladı… Yer yer katılımcı gönüldaşlarımızın da dahil olarak zenginleştirdiği sohbette; Asgari müşterek olarak “buluşma” kavramı… “Bütünleşme” ve “hegemonya” kavramları… İktidar ve İBDA, İBDA ve Toplum ilişkisi… Allah Resûlü’ne hakaret eden Charlie Hebdo’ya, Kuaşi Kardeşlerin cevabı… Bunun Anadolu’daki yansımaları ve yatığımız eylemler… Çözüm Süreci… Bu çerçevede Irak’ın Kuzeyi… Ve Ermeni Meselesi etrafında yapılan aktüel değerlendirmeler yapıldı… Yapılan hazırlıklar çerçevesinde ADIMLAR Almanya ve ADIMLAR Maraş bürosu toplantıyı görüntülü bir şekilde canlı olarak takip edip fikirlerini paylaşma imkânı da buldular. ADIMLAR Dergisi

HAKARETLERE SUÇ DUYURUSU

Gönüldaşlarımızın internet üzerinden başlattıkları bir kampanya dahilinde, Allah Resûlü’ne hakaret eden içeriklere sahip internet sayfalarının kapatılmasına dönük yapılması plânlanan eylem bugün gerçekleşti. İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde Savcılığa suç duyurusu içeren dilekçelerin verildiği eylem öncesinde gönüldaşlarımız ve katılımcılar konuşma yapıp çeşitli sloganlar attılar. Kalabalık bir grup hâlinde gerçekleşen eylemde basın açıklaması okuyan Muhammed Şamil Sarıgül, Allah Resûlü’ne karşı hakaret içeren sayfalarla ilgili başlattıkları girişimlerin sonuçsuz bırakılmasına izin vermemek için toplandıklarını belirterek, verecekleri dilekçelerin gereğinin yapılmasını taleb ettiklerini eylemi takip eden basın mensuplarına ifâde etti. Açıklamanın ardından Demir Hukuk Bürosu’ndan Avukat Erdal Demir “hiç kimsenin bir diğerinin kutsalına hakaret hakkı yoktur ve olamaz” temel prensibi çerçevesinde hazırladıkları dilekçeleri savcılığa vereceklerini ve aynı ânda Anadolu’nun bir çok bölgesinde de Cumhuriyet Savcılıklarına dilekçeler verildiğini ifâde ederek açıklamasını tamamladı. Daha sonra eylemi düzenleyen gönüldaşların eşliğinde katılımcılar adliye binasına girerek dilekçelerini savcılığa verdiler. İstanbul’daki bu eylemle eş zamanlı olarak Denizli’de de suç duyurusunda bulunan Anadolu Gençlik Derneği Denizli Şubesi Sekreteri Ekrem Çetin ve arkadaşları, hazırladıkları dilekçeleri Denizli Cumhuriyet Savcılığı’na verdiler. Ekrem Çetin, verdikleri dilekçelerin gereğinin yapılmasını talep ettiklerini belirterek, Anadolu’nun bir çok bölgesinde eş zamanlı olarak gerçekleşen bu eyleme destek verdiklerini beyân etti.

AKINCILARDAN İŞKENCECİLERE PUSU

Erbain / Akıncılar, 82 mm havan toplarıyla “Erbain” caddesinde bölücü milislerin çalıştığı polis merkezini vurdu. Saldırı sonucu 4 işbirlikçi öldü ve diğerleri ağır yara aldı. El-Enbar / Katil Şiî milislerin savaş uçakları “Zenkure” bölgesini bombaladı. Bombardıman sonucu ev sakinlerinden 2 kişi şehit oldu ve 7 kişi ise yaralandı. Diyala / Devrimciler, “El-Âli” ve “Eş-Şekrak” bölgelerinde bölücü milisleri gurubundan 9 kişiyi sniper kurşunuyla öldürdü. Diyala / Akıncılar, “El-Vecihiyye” kavşağında Safevi milislerin konvoyuna patlayıcı düzenekleriyle saldırı gerçekleştirdi. Saldırı sonucu içindeki unsurlarıyla birlikte bir toplu taşıma aracını imha edildi. Diyala / Irak Milli Devrimcileri, “El’bu-Rîşe” ve “El’bu-Celîb” bölgelerinde bölücü milislerle şiddetli çatışma içerisine girdi. Çatışma sonucu devrimciler, içindeki unsurlarıyla birlikte 2 Hammer aracını imha etti. Ebu-Garip / Mücahitler, “Zeydan” bölgesinde 3 milis unsurunu Sniper kurşunuyla öldürdü. Bağdat / Fedaîler, “Tarimiyye” bölgesindeki sivillere baskın düzenlemek ve tutuklamak üzere yola çıkan, içlerinde işbirlikçi kukla hükümetin câni milislerinin olduğu konvoya patlayıcılarla saldırdı. Eylem sonucu 4 işkenceci öldürüldü ve aralarında Hammerlarında bulunduğu konvoydaki araçlar imha edildi. Kaynak: Tercüme: M. İbrahim Musluoğlu -Adımlar Haber-

LİBYA’DA İŞGÂLCİ AJANLARIN İNLERİNE GİRİLDİ

İslâm Devleti’ne bağlı iki genç akıncı, Libya-Trablus’ta Haçlı terör yapılanmalarından olan “güvenlik şirketleri”nin, ajanların ve misyonerlerin üslendiği “Kornisya” otelinde fedâ eylemi gerçekleştirdi. CIA ve Fransız DGSE ve MOSSAD başta olmak üzere istihbarat teşkilâtlarının da “eleman” üssü olan otele yapılan saldırı sırasında Amerikalı, Fransalı, Koreli ve Filipinli bir çok resmi ajan ile birlikte, Hıristiyan misyonerlerin öldüğü gelen bilgiler arasında… Ölü sayısı resmi açıklamalara göre 10… Yapılan İntikâm Saldırısı’nın neticeleri hakkındaki bilgiler saklanırken, ölenlerin içinde, Libya’daki işgâli yürüten en önemli “özel güvenlik” kodlu terörist yapılanmasının başında bulunan ajanlardan biri olan David Berry’nin de olduğu kesinleşen bir diğer bilgi. Libya Milli Cephesi’nin ülkenin en iyi korunan ve adetâ “işgâl üssü” konumunda bulunan otele düzenlediği bu saldırısı karşısında şok geçiren Batılıların büyük kısmı ülkeyi terketti. Uçuşlar durduruldu ve Batılılar ile işbirlikçilerinin yaptıkları panik toplantıları neticesinde “olağanüstü güvenlik tedbirleri kararları” alındı. LİBYA’DAKİ İŞGAL VE TÜRKİYE Hatırlanacağı gibi 2011’de Batılılar ve onların yerli işbirlikçileri eliyle başlatılan işgâl saldırısı neticesinde dünyanın tek borçsuz (Kapitalist Batıya muhtaç olmayan) ülkesi Libya parçalanmış ve devlet başkanı Muammer Kaddafi canlı yayınlar eşliğinde katledilerek şehid edilmişti. Saldırıyı düzenleyen NATO ve başı çeken Fransa’nın dönemin İçişleri Bakanı, yüzbinlerce Libyalının katledildiği bu işgâli “Haçlı Savaşı” olarak açıklamıştı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti başta “NATO’nun Libya’da ne işi var!” diyerek reddettiği saldırıyı, bir hafta sonra “NATO Libya’ya girmelidir!” biçiminde meşru gördüğünü ifâde ederek, işgâlci Batı lehine çark etmişti. Bununla da kalmayan hükümet, işgâlin merkez üssünün İzmir’e kurulmasını sağlamış ve yapılan bombalamaların tamamına yakını, İzmir’deki bu işgal üssünden kalkan uçaklarla gerçekleşmişti. Dönemin “Türk” Dışişleri Bakanının, Kaddafi’nin katledildiği günün ertesi uçağa atlayıp, devlet başkanını linç eden çapulculara “bavul dolusu para” dağıtması medyada geniş yankı bulmuştu. ADIMLAR Haber

HİZBULLAH’TAN İSRAİL’E ROKET

Lübnan’ın güney sınırında bulunan Hizbullah güçleri, İsrail’in Siyonist Askeri Konvoyuna Roketatarlı saldırdı gerçekleştirdi! Spiegel Online ve bir Yahudi haber sitesinin bildirdiğine göre, bugün Lübnan sınırında bir İsrail askeri konvoyuna Lübnan Hizbullah milisleri tarafından roketatar saldırısı gerçekleşti. Saldırının geçtiğimiz günlerde İsrail’in Suriye’ye saldırısına karşılık bir intikam misillemesi olduğu da yapılan değerlendirmeler arasında. Terörist İsrail Ordusu sözcüsünün açıklamalarına göre çok sayıda askerin öldürüldüğü, saldırıdan yaralı olarak kurtulan 9 askerin dördünün ise durumlarının ağır olduğu bilgisini verdi. Alman Der Spiegel’in aksine Yahudi-İsrail yanlısı haber sitesi ise saldırıda ölü olmadığını, sadece 7 Yahudi askerin hafif bir şekilde yaralandığı bilgisini verdi. Yapılan saldırının hemen ardından İsrail Güney Lübnan’a füzelerle saldırmaya başladığı ve saldırılar sonucunda bir UNO-Askeri görevlisi bir İspanya vatandaşının hayatını kaybettiği gelen diğer haberler arasında. Olayın ardından açıklama yapan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Bize kuzeyde meydan okumaya çalışanlara sesleniyorum, size Gazze Şeridi’nde ne olduğuna bakmanızı öneriyorum” dedi. Son olarak Hizbullah’ın Filistin’i işgâl eden Terörist yapılanmayı bombalamaya devam ettiği söyleniyor. Yaşanan bu “sıcak gelişmeler” üzerine İsrail Yahudi Ordusunun sözcüsü “sınır bölgelerde bulunan sivil yerleşim yerlerinin boşaltıldığı”nı duyurdu. ADIMLAR Haber

CHARLİE HEBDO FEDAİLERİNİN RUHU AVRUPA’YI SARDI

Charlie Hebdo fedâ taarruzu, İslâm âlemi içerisindeki her kesimden Batıcı hainlerin korku ve panikle hep bir ağızdan ”hepimiz Carliyiz” biçiminde Batı’ya şebekçe yaltaklanmalarına sebep olurken, diğer yandan Batı içerisinden bir kısım vicdanlı aydınlar tarafından Batı’nın İslâm âlemi karşısındaki iki yüzlü ve düşmanca tavırlarına dikkat çeken çıkışlara da vesile oldu. Bir ruh ve değerler krizinin hakim olduğu Batı için, kendi değerlerini canları pahasına müdafaa eden İslâm şehitleri, adetâ gizli birer değerler fedâilerine dönüştü ve tıpkı 11 Eylül sonrası olduğu gibi, İslâm’a ilginin artmasına vesile oldu. Fransız Yönetmen İsabella Matic, Charlie Hebdo Taarruzunun ardından Facebook hesabından İslâm’ı seçtiğini duyurdu. Hollanda’nın tanınmış gazetecilerinden Peter R. De Vries ise katıldığı bir televizyon programında Charlie Hebdo saldırısında ölenler için asla “Je Suis Charlie” (Ben de Çarliyim!) demeyeceğini, çünkü onların kasten ve artarak devam eden bir şekilde dinleri aşağılamalarını doğru bulmadığını net bir ibiçmde ifâde etti. Vries ayrıca, çizerlerin genellikle sözde özgürlükleri istismar etmek suretiyle “senin annen bir O…..!” seviyesinin üzerine çıkmayan tarzda yayınlar yaptıklarını söyledi. Vries’ın bu sözleri üzerine salondaki seyircilerden de destek alkışı geldi. Ünlü gazeteci Avrupa’nın “fikir özgürlüğü” adı altında uyguladığı iki yüzlülüğe de vurgu yaparak “Avrupa’da “Yahudi soykırımı” ve Kraliyet aileleri hakkında yapılan eleştiriler suç teşkil edip yasal yaptırıma tabi tutulurken, başka insanların değerlerine aynı hassasiyetin gösterilmediği”ni söyledi. Batı toplumunun hoşgörüsüzlüğüne de değinen gazeteci, hala Batı’nın “fikir özgürlüğü”nü sadece kendi fikri söz konusu olduğunda tanıyan, fakat başkalarının fikirlerine özgürlük hakkı tanımayan tahammülsüz baskıcı tutumlarını eleştirdi. Hollandalı gazeteci, aralarında ünlü entelektüellerinde bulunduğu bir çok kişinin programdan sonra kendisini arayarak tebrik ettiklerini, kendilerinin söyleyemedikleri düşüncelerini korkusuzca dillendirdiği için kendisine teşekkür ettiklerini söyledi. Mehmet ŞAKİROĞLU