“SOSYAL MEDYA”DA DİKKAT ÇEKENLER: “ELVERİR Kİ ALLAH OL DESİN”

Bugünden itibaren, “sosyal medya gerçekliği” içerisinde ifâde edilen bir takım hakikatlerin kaybolup gitmesine izin vermemek adına, internet sitemizde yayınlayacağız. Okunmaya değer gördüğümüz müsbet yazı ve yorumları, tek veya birçok değerlendirmeyi paylaşarak, yazarlarının “sosyal medya”daki ismiyle dikkatlerinize sunacağız. Bu çerçevede, son dönemde dikkatimizi çeken bir isim olan Serhat Oğuz’un değerlendirmesiyle başlıyoruz. ADIMLAR Dergisi “ELVERİR Kİ ALLAH OL DESİN” Meselenin özeti aşağıdaki şu satırlarda; “Siz, Demokrasi oyunu içinde kurduğunuz “çadır tiyatrosu”nun devamı için “seçim” adı altında Milleti oyalamaya, kandırmaya devam edin. Ama bilin ki yalanla, kandırmayla iş görme dönemi artık kapandı. Başkalarının tarafı ne olursa olsun, bizim tarafımız ne sizin ne de onların tarafı… Muradı kestirebilme gayreti içerisinde “taraf ilzam etmez olan” Kaim’in tarafındayız! Kaim’i bildiniz, değil mi? Sona yaklaşmakla beraber, Hesaplaşma bitmedi.” Sayın Ali Osman Zor’un kaleme aldığı düşünülmüş son yazısından yaptığım alıntı burada bitiyor… ŞİMDİ; Ülkenin yarısını “kâfir” ilan ederek Işid militanlarını bile hayrete düşüren, türübünde yerleştiği koltuktan bugüne kadar hiç kalkmayan, anlaşılıyor ki kalkmaya da artık niyeti olmayan, yapılan ve şahit olduğu her türlü kötülüğü ve pisliği unutmaya hazır ve unutmak için de hiçbir fırsatı kaçırmayan; oyuncunun kimini alkışlayan kimini de yuhalayan, maç bitince de zıbarıp yatan seyircinin yuhaları, sevincini ifade ettiğini zar zor anladığımız hırıltılı ağzı köpüklü bağırışları sadece, SOĞUKKANLILIĞINIZI bozmaması gereken tiksindirici malzemedir. Oyuncu tek tek buna değer vermez ve tiksinir ama, netsin neylesin bu oyun onun malzemeliğinde oynanmak zorunda. Tuttuğunuz tarafın aktif oyuncusu olarak sahadaysanız, mevzilendiğiniz bir cepheniz varsa, ancak o zaman faaliyetin doğrusundan ve yanlışından bahsedilebilir. Sahip olunan iktidar imkanları, yönlendirme ve susturma şeklinde sonuna kadar kullanılarak rızaların çalındığı bir seçimin neticesi, İktidarı fethetme niyetli fethedilmiş fatihleri moral olarak etkileyemez. Sadece getirdiği, götürdüğü ve bundan sonrası için değerlendirme mevzuudur. Enerjinizi seyirciye harcamayın; sizin değerlendirmeniz gereken, stratejiye bağlı bir anlayışla taktik olarak lif lif, unsur unsur çözmeniz icab eden ŞARTLAR ve diğer OYUNCULARDIR. Kendisini size çözüm olarak sunan MESELELER VE İHTİYAÇLAR ancak böyle tesbit edilebilir. Yeni ittifaklar böyle tesis edilirken, eskiler de aynı şekilde gözden geçirilir. Değişmeyen gündem maddemiz olan “İÇ OLUŞ” süreci yol kenarına oturmuş çekirdek çıtlayan seyircinin, sizi kızdırmak için çıkardığı kuru gürültüye feda edilmesin. Bazı yetkili ağızların ara ara ağızlarından kaçırdığı “otorite boşluğu yok, iktidar boşluğu yok,” ifadelerine dikkatini ver. Bir boşluk var ki “yok” deme ihtiyacı hissediyorlar. O boşluğu tespit edip doldurmak “yapılması gerekenin” ta kendisi. Hangi söylemle seçim kazanıldı ona dikkat et. Hissiyata tercüman olmasaydı toplumda karşılığı olmazdı. Bütünleşme, millilik,bağımsızlık, vatan severlik ve hepsinin temelinde din.. Kaos ve kriz korkusuyla mevcut iktidarın arkasında durma psikolojisini ise zaten biliyorsun. Onlar yalanla iş görebilir ama, söylem doğru. İşte boşluk buralarda aranmalı. Bu söylemin gereği yapılarak, göz önünde bu söyleme uygun yapı teşekkül ettirilmeli. Bunu ya yaparsın veya oyun dışı kalırsın. Neticesi belli olan bir seçimden dolayı seyirci kazanana sevinmiyor, buraya dikkat et, o senin delirmene seviniyor. Yoksa yarın herşeyi unutacak yine başlayacak ah Irak, vah Suriye, uf Afganistan, vay Filistin, aman Türkistan demeye.. Bu ahlara vahlara sebep olanı unutmuş, hatta onu desteklemiş olarak. Ortaya çıkan ve çıkacak olan vicdan azabını bastırmak için seni delirtmeye hatta, mümkünse kendisi gibi yapmaya çalışıyor. Oyuncuyken seyirci seviyesine ve ahmaklığına düşmek yok! Gevezeliğe pirim vermek yok! Biz avcıyız; Zihni dağıtmak, dağıtacak ahmağa pirim vermek yok, kaç ondan. Dikkati, kontrolü elden bırakmak yok. El yürekte, göz hedefte. “El verir ki Allah OL desin!” Sakin olmak hamle sahibi olmanın özelliklerindendir. Kaynak: 

MÜSLÜMANLARA GÖZALTILAR VE DİLSİZ ŞEYTANLAR

Türkiye Cumhuriyeti’nde “adalet” ve “hukuk” kavramının konuşulduğu onyıllardır sistemli olarak yapılagelen kat’i bir uygulama vardır: – Gazeteler, televizyonlar, Küçük Amerika Düzeni’ne, Amerika Terör Örgütü’ne karşı tavır alanlara karşı ne zaman “İslâmcı Terör” narası atsa, hükümetler, emniyet kuvvetlerine operasyon emri verir ve masum olmasına bakılmadan Müslümanların evleri uzun namlulu silahlarla basılarak, insanlar gözaltına alınır. Bu gözaltına alınmaların neticesini bir yüzdeye vursanız, %1’inin dahi tutuklanmadığını görürsünüz. Peki o şirret medyada, gözaltına alınan %99’un evlerinin basılmasındaki adalet ve hukuksuzluğu söz konusu edip, soran var mı? Elbette yok! Hükümetin “yandaş”ında da, güya karşısında duran sahte “düşman”ında da, ortak olan İslâm’a ve müslümanlara düşman zehirli bir dil! Sabah, Habertürk, Vatan, Hürriyet ortak başlık atmışlar: “PENDİK’TE IŞİD KAMPI KURMUŞLAR!” “Amerika’nın Sesi” internet sitesi dahi bu kadar aşağılık bir şekilde hüküm verici bir dil kullanmaya cesaret edememiş ve “İstanbul’da IŞİD Operasyonu” başlığını atmış. Kraldan çok kralcılık, Yalancılık, iftira, gammazcılık, zulmü alkışlamak, bu tamamı ahlâksız medyanın müttefik oldukları İslâm Düşmanı dilin unsurları. Söylemde Müslüman görünüp, “mümin kardeşlik hukuku”na hiç esmeyen “İslâmcı medya” ve “İslâmcı Camiâ” da bu dilin “sessiz ortak”ı. Güya karşı oldukları Amerika’nın yaptığı IŞİD canavarlaştırmasına ayak uydurarak veya “paralel örgüt” paravanı etrafında sürdürülen operasyonlarla gözaltına alınan binlerce masum müslümanın hakları ile ilgili bir hassasiyet var mı? “IŞİD’i seviyorsa evleri basılsın!” “Gülen’i seviyorlarsa, evleri basılsın!” Amerika’nın Esas Düşman tayin ettiği IŞİD’e sempati duymak veya Fetullah Gülen’e sempati duymak gerçek bir hukuk anlayışı altında suç değildir ki! Hamaset edebiyatı yapmayı bırakıp, Amerika Terör Örgütü’ne karşı daha iyi mücâdele et de, sana sempati duysunlar! Asıl sorumlu olarak Siyasî İktidar mevkiînde değilmişsin gibi icraatlarını başkalarının üzerine atma kolaycılığına kalkma da, Gülen yerine seni sevsinler! Binlerce masum müslümanı, IŞİD’in Amerika’ya ve bölgedeki işbirlikçilere karşı yaptığı bir eylemi “facebook’ta beğendiği” için gözaltına aldıran ve polis eşi, savcı babası, dersanesinde öğretmen kardeşi olduğu için Gülen cemmatine mensup Müslüman hanımların adliye önlerinde Kur’ân okumalarına aşağılık bir dille saldıran, aynı “İslâmcılar”dır! Bu “İslâmcılar”, 28 Şubat’ta bile görülmemiş çapta müslümanlara karşı yapılan toplu gözaltıları, hukuksuzlukları aslında yaşamadılar!.. Bunlar, 90’larda İbdacıların evlerine yapılan hukuksuz saldırılarda da aynı dili kullanıyorlardı. “İBDA-C Terör Örgütü üyesidir kesin. Haber yapmayalım. Konuşmayalım.” “28 Şubat mağdurları”nı oynayan bu “İslâmcı tipi” aslında hiçbir zaman İslâm düşmanları tarafından bir tehlike olarak görülmemiş ve gerçekten “mağdur” edilmemişlerdir… Onun için 21 senedir zindanlarda tutulan Müslümanlar, halâ zindanlarda! Amerika ve işbirlikçi hükümetleri karşısında mücâdele veren İbdacılar ve diğer Müslümanlara karşı yapılan saldırıların, onun için hesabını sormak bir yana, mevzu dahi etmezler. Hemen üzerinde çocukların okuduğu Kur’ân Kursu bulunan Adımlar Dergisi’nin bulunduğu binâ topyekûn tahrip olur ve Ünsal Zor şehid olur… Sırf başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere, 28 Şubat’ın gayrı hukukî uygulamalarıyla tutuklanan Müslümanların salıverilmeleri için Bolu F Tipi Cezaevi’ne gittiği gerekçesiyle Müslümanlar hakkında onyıllarca ceza istenen davalar açılır… Ve aşağıda okuyacağınız gibi, son 13 yılda onbinleri bulan hukuksuz uygulamalar olur; “İslâmcılar”, bunları Hükümetin Penceresi’nden görür ve susar! 14 yaşında çocukların 28 Şubat döneminde tutuklanmasını kendi aşağılık politikaları dahilinde, kendi “ortak mağduriyet”leri gibi pazarlayan hükümet ve çevreleri, bugün, 9 yaşındaki “muhacir”/sahipsiz müslüman çocukların silahlar altında gözaltına alınmasını dile getirmezler! Susan, Dilsiz Şeytandır! Aşağıda, bugün söz konusu İşgâlci medyanın (Sahte İslâmcısı-Sahte Düşmanı) başlıklarına konu olan haber üzerine Adalet Platformu’nun kamuoyuna yaptığı açıklamayı sizlerle paylaşıyoruz. Son bir not olarak kaydetmek gerekir ki, söz konusu hukuksuzlukları dert edinen Adalet Platformu’ndan Adem Çevik bey’den öğrendiğimize göre GÖZALTINA ALINAN ÇOCUKLARIN TAMAMI SERBEST BIRAKILMIŞTIR!!! Hükümet ve çevrelerinin “muhacir kardeşlerimiz” edebiyatı yaparken, kardeşlerimiz ve evlâtlarına revâ gördükleri muameleye lânet! ADIMLAR Dergisi ADALET Platformu’nun açıklaması: TÜRKİSTANLI ÇOCUKLARA TERÖRİST MUAMELESİ Türkistanl mülteci çocuklar terör suçlamasıyla gözaltına alındı. Dün gece İstanbul’da 17 faklı adrese yapılan operasyonunda, mülteci çocukların eğitim ve öğretim gördüğü bir derneğe baskın düzenlendi. Baskında, Muhacir Mülteci okulunda kalan çocuklar gözaltına alındılar. Türkiye’de 25 Temmuz’da başlayan IŞİD operasyonları hâlen devam ediyor. Bu operasyonlarda binlerce kişi IŞİD üyesi olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı. Ancak bu kişilerden çok azı tutuklandı. Gözaltına alınanların çoğunluğunu IŞİD ile hiç bir ilişkisi olmayan kişiler oluşturuyor. IŞİD üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan isimler arasında IŞİD karşıtı duruşu ile tanınan kişilerin de olduğu ifâde ediliyor. Son olarak dün gece (18 Ekim 2015) Pendik’te “IŞİD operasyonu” düzenlendi. Eş zamanlı baskın düzenlenen mekânlardan 3 tanesini Pendik’te yaşayan Türkistanlı mültecilere ait okullar oluşturuyor. IŞİD ile bağlantısı bulunmayan okullarda çoğunluğu 18 yaşının altında olan mülteci çocuklar Kur’an ezberi yapıyor ve İslâmî ilimler tahsil ediyorlardı. Baskında gözaltına alınan 30’a yakın çocuk, Pendik ve Maltepe’de bulunan karakollara götürüldüler. Uluslararası Adalet Platformu Başkanı Âdem Çevik olayla alakalı, “Türkistanlı çocuklara terörist muamelesi yapılmasını doğru bulmuyoruz. Bizim yakından ilgilendiğimiz muhacir çocukların eğitim aldığı bu mekânlar; dün gece kapısı kırılarak özel harekât polisleri tarafından basıldı. Basılan bu 3 muhacir okuluna daha önce polisler defalarca gelmişler ve kendi gözleriyle bizzat görmüşlerdi buralarda çocukların eğitim aldığını.” Dün, önder şurasına katılan Millî Eğitim müsteşarına muhacirlerin eğitim problemini anlatan Türkistan Birliği Başkanı Âdem Çevik “bugün de Önder şurasına katılacak Başbakan Davutoğlu’na çocukların serbest bırakılması ve Türkistanlı muhacirlerin problemlerinin başta ikâmet meselesi olmak üzere çözülmesi konusunu görüşmeye çalışacağız” ifâdelerini kullandı. Muhacirler Platformu sözcüsü Muhammed Ali Akman ise, “Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki 9 yaşında çocuklar IŞİD üyesi olmak suçundan gözaltına alınıyor. Hiç bir suçu olmayan bu çocuklar bir ân önce serbest bırakılmalı. Eğer gözaltı süreleri bugün sona ermezse yarın tüm duyarlı Müslümanlar ile çocukların tutulduğu karakolun önünde toplanarak basın açıklaması yapacağız.” açıklamasında bulundu. Hükümetin uzun yıllardır çözemediği mülteci politikaları yüzünden binlerce Türkistanlı mülteci aile Türkiye’de kaçak olarak yaşamaktalar. Oturum izinleri olmadığı için bu mülteci ailelerin çocukları, Türkiye’de resmi okullara alınmıyorlar. Mülteci aileler de bulundukları bölgelerde Türkiye vatandaşlarının da desteğiyle eğitim mekânları açarak çocuklarının eğitimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Dün gece Pendik’te IŞİD operasyonundan gözaltına alınan çoğunluğu Özbekistanlı mülteci çocuklardan bazıları: – Musab (14 yaşında) – İsmail (12 yaşında) – Musa (9 yaşında) – Abdulaziz (15 yaşında) – Abdullah (22 yaşında) – Abdulhalik (12 yaşında) – Abdurahman (19 yaşında) – Abdurahman (14 yaşında) – Ali (17 yaşında) – Asliddin (16 yaşında) – Ayatullah (22 yaşında) – İlyas (22 yaşında) – Usameddin (17 yaşında) – Fazliddin (17 yaşında) – Osman (22 yaşında) – Muhammad Ali (16 yaşında) – Hüseyin (20 yaşında)

AHMET DAVUTOĞLU “ÇOK CİDDİ”… PYD’Yİ VURURMUŞ!

Davutoğlu, dün gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptığı kahvaltıda bazı açıklamalar yapmış. Yaptığı açıklamalar gazete ve internet sitelerinde şu başlıklarla verildi: – “Davutoğlu ABD’ye Rest Çekti: PYD’yi Vururuz!” – “Başbakan’dan çok sert açıklama: Onları da vururuz” Söz konusu çaylı-simitli Tarihî Kahvaltılı Toplantı’da “ABD nezdinde gerekli diplomatik girişimler yapılacak, bunu hiçbir şekilde kabul etmediğimiz bildirilecek.” şeklinde konuşan “Başbakan” Davutoğlu, inanılması güç bir “basiret” örneği göstererek şu tarihî tesbiti yaptı: “Şu anda PYD’ye verilen yardımın PKK’ya gitmeyeceği konusunda hiç kimse bize inandırıcı bir gerekçe söyleyemez.” Vatanımızın menfaatlerini ilgilendiren hususlarda Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlığı görevleri boyunca son derece “mülayim” duran Davutoğlu, cümlelerinin devamında kimilerine ümit vaad eden şu açıklamaları yaptı: “Kuzey Irak’ta, Türkiye’de kullanıldığını tespit edersek PKK’ya yaptığımız müdahaleyi yapar, bulunduğu yerde silahları yok ederiz. Bunu hem ABD’ye, hem Rusya’ya ilettik. Yaklaşımımız 23 Temmuz gecesi DEAŞ ve PKK mevzilerine yaptığımız operasyonlarda kendini göstermiştir.” Davutoğlu’nun bu sözlerinin hemen ardından, sıcağı sıcağına AKP’nin Stratejik Müttefiki ABD’den cevap geldi: – PYD’ye desteğimizi sürdüreceğiz! Çaylı-simitli Tarihî Kahvaltılı Toplantı’da sarf edilen bu sözler üzerine atılan manşetleri tekrar hatırlatalım: – “Davutoğlu ABD’ye Rest Çekti: PYD’yi Vururuz!” – “Başbakan’dan çok sert açıklama: Onları da vururuz” Bu şekilde manşet atan gazete ve internet sitelerinin kendi arşivlerinden vereceğimiz aşağıdaki haberleri sanki hiç yayınlamamışlar gibi yapıp, insanımızı “aptal” yerine koyma davranışları bir yana, Davutoğlu’nun bu açıklamalarındaki pişkinliğine dikkatinizi çekmek istiyoruz. Kronolojik olarak bunların sadece bir kısmını sıralayalım: – 25 Temmuz 2013… Türkiye sınırına PYD-PKK bayrağı asan PYD Elebaşı Salih Müslim Türkiye’de kırmızı halılarla ağırlandı… Havalimanında aprona yanaşan özel bir araca bindirilerek bilinmeyen bir adrese götürülen PYD liderinin 2 gün İstanbul’da kaldıktan sonra Paris’e geçeceği öğrenildi… Söz konusu hadise medyada “Mit Salih Müslim’i çok sert uyardı!” şeklinde pazarlanırken, Salih Müslim ziyaretin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kürdistan’ı Türkiye ile birlikte kuracağız, Türk yetkililer bana çok iyi davrandı, Dışişleri yetkilileriyle daha öncede görüşmüştüm, hedeflerimizden asla sapmayacağız” – 05 Ekim 2014… AKP adına Davutoğlu ve HDPKK adına Demirtaş’ın sürdürdüğü “PYD görüşmeleri” dolayısıyla Ankara’ya davet edilen Salih Müslim, gizli tutulan görüşmelerinin ardından ayrıldı. – 9 Ekim 2014… AKP’nin Kürtçü Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, “Uluslararası çerçevede şu anda IŞİD Türkiye’nin de belasıdır. Türkiye’nin de düşmanıdır.” diyerek, 6-7 Ekim hadiselerinin, “Türkiye’de halkın Kobani’ye karşı duyarlılığını Kobani’de yaşanmakta olan insani dramı daha fazla yansıtmıyor olduğunu” ifâde etti. “Kobani’ye doğru düzgün yardım eden tek ülke Türkiye’dir.Başka bir ülke yok.” Diyen Aktay, “Kobani’nin de sığınabileceği başka bir yer yok ve Türkiye’de bu yardımı esirgiyor değildir. Eğer Türkiye’nin savaşması da isteniyorsa Türkiye henüz savaş kararı vermiş değildir. Bu bir topyekun alınacak karardır.” dedi… Aktay, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bu arada bir müjde vermek isterim; neticede Türkiye’nin de içinde yer aldığı bir koolisyonun yaptığı saldırılar neticesinde IŞİD Kobani’den çekilmiş bulunuyor, Kobani’de şu anda bir IŞİD tehlikesi bulunmamaktadır. Bu olaylar eğer illaki böyle amaca muvafık ise amacına ulaşmıştır. Bunu da herkese bildirmek gerekiyor.” Hatırlanacağı gibi katıldığı bir televizyon programında “Türk diye bir ırk yok!” diyen Aktay, aynı sözü partisinin bir toplantısında da tekrar etmişti. – 11 Ekim 2014… Şanlıurfa “Vali”si İzzettin Küçük: “Kobani’ye her ay 120, toplamda da 802 TIR gıda ve yardım malzemesi yaptık”. Ayrıca aynı “vali”, “TIR’la yapılan yardımlara ek olarak 415 yaralıyı (PKK/PYD’li) da Türkiye’ye getirerek tedavi ettirdiklerini” açıkladı. – 12 Ekim 2014… Milliyet gazetesine konuşan Ahmet Davutoğlu: “Biz satranç oynamayı bilen insanlarız. Selahattin Demirtaş’a “Bak” dedim “Yarın bizden Kobani’ye yardım isteyemezsiniz, eğer tezkereye hayır derseniz.” Aynı gün Salih Müslim’i Türkiye’ye getiriyoruz. Bakın kaç jest arka arkaya. Bir anlamda “meşru görüyorum seni” diyoruz” – 14 Ekim 2014… “462 PYD’li Suruç Devlet Hastanesi’nde tedavi edildi. Tedavi edilenler arasında PKK’nın Diyarbakır sorumlusu Sofi kod adlı Selahattin Dilek de var.” – 22 Ekim 2014… Tayyip Erdoğan, Peşmergelerin çıkarılan Tezkere ile Ayn El Arab’a, yani Kobani’ye geçişiyle ilgili olarak, “Sayın Obama’yla yaptığımız telefon görüşmesinde kendilerine bu teklifi zaten ben yapmıştım” dedi… IŞİD’e karşı yeterince savaşılmadığını dile getiren Erdoğan, şunları da söyledi: “C-130’lardan attıkları o silahlar belki bir kısmı PYD’nin eline geçti ama bir kısmı da IŞİD’in eline geçti. Adamlar (IŞİD’i kastediyor) günlerdir kendi sitelerinden yayınlarını yapıyorlar. Bütün o sandıkların hepsini açarak gösteriyorlar. Şimdi kime burada nasıl destek verildiği açık net ortaya çıkıyor. Bir kısmı onların eline gitti demek doğru bir şey mi? Böyle bir yorum olamaz. Çok daha akılcı ve netice alıcı yol varken böyle biz dostlar alışverişte görsün mantığıyla böyle bir hareket yapılamaz.” – 23 Ekim 2014… AKP Hükümeti, meclis’ten çıkardığı tezkereyi esas alarak, Ayn-el Arab’ta (Kobani) mağlubiyet yaşayan PYD’ye yardım etmeleri için, Irak’ın Kuzeyi’nde yuvalanan Peşmerge’nin topraklarımızdan geçirerek, bir başka komşu ülke olan Suriye’ye geçmelerini sağladı. – 24 Ekim 2014… PYD elebaşı Salih Müslim “CNN Türk” ekranlarında Şirin Payzın’a konuştu. ‘Kaç Peşmerge talebiniz var?’ sorusuna “Sayı olarak zaten ne kadar isterseniz Peşmerge gönderebiliriz dendi.” Cevabını veren Müslim, Tayyip Erdoğan’ın “Bizim için PKK da PYD de birdir” sözlerine şaşırdığını belirterek şunları ifâde etti: “Evinin içinde görüşüyoruz. En büyük yetkililerle. İkinci gün arkamızdan bunlar da teröristtir falan. Sayın Erdoğan da biliyor. Diğer yetkililer de biliyor. Biz hiçbir zaman ne terörist olmadık. IŞİD ile en fazla savaşan biziz. Kendisi bir açıklık getirsin. Ne kadar bizi destekliyor… Duruşuna bir açıklık getirsin” diye konuştu. – 5 Kasım 2014… Suruç “Kaymakam”ı Abdullah Çiftçi: “Savaşın başladığı günden bu yana savaşta yaralanan 974 YPG’li Türkiye’ye getirilerek tedavi edildi.” – 19 Kasım 2014… Fikret Bila’ya röportaj veren Davutoğlu, zor durumda kalan PYD’nin düşmanı olan IŞİD’a karşı aldıkları tavrı dile getirerek, “7000 IŞİD militanını engelledik” dedi. – 25 Ocak 2015… “Başbakan” Ahmet Davutoğlu Diyarbakır İl Kongre salonunda partidaşlarının Kürtçe olarak açtıkları “Çözümün kalbi Diyarbakır’a hoşgeldiniz” pankartının altında şunları söyledi: “KOBANİ’YE BURADAN SELAM OLSUN! KOBANİ’DEKİ KARDEŞLERİMİN ALNINDAN ÖPÜYORUM!” Konuşmasında “Kobani bize tarihin emanetidir” diyen Davutoğlu’nun, ezelden beri Ayn-el Arab olan Arab şehrin adını “tarihin emaneti” olarak “Kobani” diye isimlendirmesi ve “Kürt şehri” olarak ilan etmesi dikkat çekti. – 29 Temmuz 2015… Olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda konuşan AKP Grup Başkanvekili Ahmet Aydın: “Kobani düşmediyse Türkiye sınırları açtığı için düşmedi!” – 7 Mayıs 2015… Ahmet Davutoğlu: “KOBANİ’DE DÖKÜLEN KÜRT KANI, BENİM KANIM!” – 7 Mayıs 2015… Kobani’de PKK’ya desteğe giden “3. Peşmerge Birliği komutanı” Muslih Zebari: AKP Hükümeti Kobani’de savaşan peşmerge gruplarına 630 bin dolar değerinde 4 kamyon silah ve mühimmat yardımı yaptı! – 10 Mayıs 2015… Çapulcu Mesud Barzani “Türkiye’nin yardımı olmasaydı Kobani’nin alınması mümkün olmazdı.” – 13 Mayıs 2015… Genelkurmay İstihbarat eski Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin: “MİT, Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekli olan bazı askerlerden oluşan operasyonel birim kurdu. Bu birim, Suriye’de PYD saflarında paralı asker olarak IŞİD’e karşı savaşıyor.” – 13 Mayıs 2015… Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz: “Gerek Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gerek peşmerge, her ikisini de öneren Türkiye olmuştur. Türkiye olmasaydı hiç şüpheniz olmasın Kobani düşerdi.” – 14 Mayıs 2015… “Cumhurbaşkanı” Tayyip Erdoğan, “Gerek ÖSO’nun gerek Peşmerge’nin Kobani’ye girmesine biz müsaade ettik. Ey HDP sen kimsin ya! Çünkü Kobani’de DAEŞ’e gerekli dersin verilmesi gerekiyordu!” dedi. – 20 Haziran 2015… PYD elebaşı Salih Müslim, İstanbul aktarmalı olarak Ankara’ya geldi. Kırmızı halılarla karşılanarak AKP Hükümeti yetkilileri ile görüşen Müslim, “Türkiye’nin lojistik koridorunu kapatması durumunda PYD’nin ciddi sıkıntılar yaşayabileceği” ifade etti ve destek sözü aldı. Türkiye’de bütün imkânlar önüne serilen Müslim, ayrıca Batılı ve Kürtçü haber kanallarına röportajlar verdi. – 19 Ağustos 2015… Davutoğlu’nun destek mesajlarına ve 1,5 yıldır fiîli takviyelerine rağmen PYD/PKK elebaşı Salih Müslim, “Türkmenlere takviye yaptığı” iddiasıyla şunları söyledi: “Türkiye bunları neden getirmiş nereden takviye etmiş. Tabii biz bunun cevabını biliyoruz, bunun için de açıkça ifade ettik, eğer Türkiye bizimle bir savaşa girmek istemiyorsa bunları çeksin, dedik. Türkiye’ye bağlı bir gücün orada bulunmasını işgal sayarız. Nasıl ki işgalci güçlere ve DAİŞ’a karşı savaştıysak onlara karşı da öyle savaşacağız!” – 29 Eylül 2015… ABD’de bulunan Davutoğlu, Barzani’nin haber sitesi Rudaw’a konuştu: PYD, muhalefete destek olursa, her türlü kazanımlarını (Kürtçü Koridor) destekleriz!” – 14 Ekim 2015… Davutoğlu: “PYD’yi vururuz.” – 15 Ekim 2015… ABD Sözcüsü: “PYD’yi desteklemeye devam edeceğiz.” – Ve bugün… 15 Ekim 2015… Amerika’nın “Arap işbirlikçilerimize verdik” dediği 50 ton silahların akıbeti belli oldu. PYD Elebaşı Salih Müslüm: 50 Tonluk silah yardımını teslim aldık. Dikkatinizi çekeriz: Bu haberleri Hükümeti destekleyen yayınlardan derledik… Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Osman Zor’un senelerdir söylediği gibi; “Tarihte insan zekâsına bu kadar hakaret edildiği bir dönem daha yoktur.” İnsanımıza “aptal” muamelesi yapılırcasına, onbilerce silah, tonlarca gıda, hastane, yurtdışından ve içeriden gelen her Kürtçü’yü sınırdan Ayn-el Arab’a (Kobani) yardıma gönderme, kırmızı halılarla karşılama ve yurdışına çıkışlarını sağlama, “düşman IŞİD”a göz açtırmayıp sürekli operasyonlar yapma ve saire şeklinde resmi açıklamalarla ortaya koydukları desteği vermemiş gibi, “PYD’yi vurmak”tan bahsetmenin ikiyüzlülüğü ortada. “PYD Türkiye sınırına sızarsa vururuz” diyen Davutoğlu, PYD-PKK-Peşmerge için Tezkere çıkartarak “sızma”yı bizzat kendilerinin başında bulunduğu hükümetin sağladığını Milletin bilmediğini mi zannediyor? “PYD Türkiye sınırına sızarsa vururuz”muş… PYD Türkiye’nin içinde zaten! “Kobani”ye yardım için, sınırın bu tarafında tüneller açıp 80 bin silah sevkiyatı yapıldığı ve Kürt Şövenistlerin büyük kısmının da AKP Hükümetinin kontrolündeki bu tünellerle giriş-çıkış yaptığı da unutulmamalı… Söz konusu silahların Amerika tarafından mı gönderildiği, yoksa bizzat Hükümet tarafından mı temin edildiği de şu ân için cevabı olmayan sorular. Tıpkı Özal’ın Irak’ı içeriden düşman işgaline açan vatan hainleri Barzani ve Talabani’ye kırmızı pasaportlar verip, sonra “kırmızı çizgi” edebiyatı yapması gibi, AKP Hükümeti de, “Süleyman Şah Türbesi’ni alıp getirince” kırmızı çizgi edebiyatını da bırakıp, şimdi, HER TÜRLÜ yardımda bulunduğu PYD-PKK’yı vuracağını iddia ediyor. “PYD’yi de vururuz”muş… Vur o zaman! Geçtiğimiz hafta “OCAK KIZIŞTI”: KÜÇÜK AMERİKA DÜZENİ – TELEGRAM DÜZENİ’NİN ÖLDÜĞÜNÜ KABUL ET VE ONA GÖRE DAVRAN! başlığı altında ifâde ettiklerimiz aynen geçerliliğini dayatmaktadır: Kandil’de terörist olanı imhâ etmek yetmez. Kuvvetlendirdiğin Barzani, samimyetsizliğini ele verir! Kandil’deki terörist, Suriye’ye gelince neden müttefik oluyor? “PYD, PKK’dır” demek de yetmez. Madem o da PKK, aynı muameleye tâbi tut! Amerika izin vermiyorsa eğer, tarihte bir eşine daha rastlanmayan bu eli kanlı Terör Örgütü’ne Allah’ın Kudret’i ve Gücü, milletin ve silahlı kuvvetlerin desteğiyle, 72 saat içerisinde İncirliği terk etmesini söyle. O zaman, Silahlı Kuvvetler ile birlikte bütün Millet’in, adetâ, İstanbul’u Fethetmeye çıkmış Fatih’in, İttihâdı İslâm Davasını kafasına koymuş Yavuz’un orduları gibi arkanda saf tutmuş bulacaksın…

VİDEO: MİRZABEYOĞLU VE İBDA… ANDREW HAMMOND İLE GÖRÜŞME -2. BÖLÜM

Oxford Üniversitesi’nden araştırmacı-gazeteci Andrew Hammond, hazırladığı “Türkiye ve Mısır’daki İslâmî Hareketler” konulu doktora tezi kapsamında, İBDA fikriyatı ve Salih Mirzabeyoğlu ile ilgili mütalaalarda bulunmak üzere dergimizin Fatih bürosuna ziyarette bulunmuştu. Adımlar Fikir Kültür Siyaset Platformu Genel Başkanı Sayın Ali Osman Zor veplatformumuzun sözcüsü Sayın Cem Türkbiner ile tarihteki ve günümüzdeki İslâmî hareketlerin de bütün yönleriyle masaya yatırıldığı geniş kapsamlı sohbetin görüntülü kaydının ikinci bölümünü izleyebilirsiniz. ADIMLAR Dergisi

15 MART 2015… ALİ OSMAN ZOR KONUŞUYOR

ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Platformu’na 25 Mart 2015 tarihinde düzenlenen bombalı saldırıdan hemen önce gerçekleştirilen istişare toplantısında Platformumuz Genel Başkanı Sayın Ali Osman Zor’un yaptığı açılış konuşmasını tekrar yayınlıyoruz. Geleneksel İstişâre Toplantılarımızdan, sonuncusu olan bu toplantının 4 bölüm hâlinde görüntülü kayıtlarını internette yayınlamamızdan hemen sonra büromuz bombalanmış ve gönüldaşımız Ünsal Zor şehîd olmuştur. Genel Başkanımız Ali Osman Zor’un da yaralandığı bu saldırının sebebini, bugün çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmakta olan ihanet süreci hakkındaki değerlendirmelerinde ve bu değerlendirmelerinin Anadolu insanının hissiyatıyla örtüşüp bugün meydanları doldurmasında arayabilirsiniz. ADIMLAR Platformu’nun özellikle son iki yıldır yaptığı yayınlarla ortaya koyduğu gerçeklik, bugün yaşanmakta olan gelişmelerin ihtar edicisi olduğu gibi, yarın yaşanabileceklerin de çözüm ipuçlarını vermektedir. Türk Milleti’ni on yıllardır “seyirci”liğe mahkûm edenlere karşı attığımız Adımlarımızdır saldırının sebebi. Adımlarımızın hangi potansiyelin habercisi olduğunun, Din, Vatan ve Millet düşmanlarınca bir kez daha anlaşıldığı ve yok etme kararını almalarına sebeb olan konuşmalardan biri… Ali Osman Zor konuşuyor… ADIMLAR Dergisi

MİRZABEYOĞLU VE İBDA: ANDREW HAMMOND İLE GÖRÜŞME -1. BÖLÜM

Oxford Üniversitesi’nden araştırmacı-gazeteci Andrew Hammond, hazırladığı “Türkiye ve Mısır’daki İslâmî Hareketler” konulu doktora tezi kapsamında, İBDA fikriyatı ve Salih Mirzabeyoğlu ile ilgili mütalaalarda bulunmak üzere dergimizin Fatih bürosuna ziyarette bulunmuştu. Adımlar Fikir Kültür Siyaset Platformu Genel Başkanı Sayın Ali Osman Zor veplatformumuzun sözcüsü Sayın Cem Türkbiner ile tarihteki ve günümüzdeki İslâmî hareketlerin bütün yönleriyle masaya yatırıldığı geniş kapsamlı sohbetin görüntülü kaydının ilk bölümü. İlk bölümde, Platformumuzun sözcüsü Sayın Cem Türkbiner’in, Sayın Hammond ile gerçekleştirdiği ön görüşmenin görüntülü kaydını izleyebilirsiniz. ADIMLAR Dergisi

ADIMLAR FİKİR, KÜLTÜR, SİYASET PLATFORMU, FATİH BÜROSU AÇILDI

Adımlar Fikir Kültür Siyaset Platformu’nun Fatih Şubesi açılışı yoğun bir kalabalık eşliğinde gerçekleşti. Yurtdışından ve şehir dışından da katılımların olduğu program, katılımcılardan Sayın Hasan Parmaksız’ın Kur’ân-ı Kerim tilaveti ile başladı. Programda sırasıyla platformumuz Genel Başkanı Sayın Ali Osman Zor ve platformumuz sözcüsü Sayın Cem Türkbiner de birer konuşma yaptılar. Ali Osman Zor konuşmasında, 25 Mart 2015 tarihinde dergi büromuza yapılan ve Ünsal Zor ağabeyimizin şehadetiyle sonuçlanan bombalı saldırıdan bugüne kadar geçen süreci değerlendirirken, Cem Türkbiner de, şehadetin, bürünülmesi gereken mânâyı yükselttiğini ve bundan sonra sorumlulukların daha da arttığını ifade etti. Saat 15:00’de başlayan ikramlar eşliğinde devam eden program, gün boyunca gelen yeni katılımcıların da katılımıyla sohbet biçiminde devam etti ve akşam saatlerinde sona erdi. ADIMLAR

ANDREW HAMMOND, ALİ OSMAN ZOR VE CEM TÜRKBİNER İLE GÖRÜŞTÜ

Oxford Üniversitesi’nden araştırmacı-gazeteci Andrew Hammond, hazırladığı “Türkiye ve Mısır’daki İslâmî Hareketler” konulu doktora tezi kapsamında, İBDA fikriyatı ve Salih Mirzabeyoğlu ile ilgili mütalaalarda bulunmak üzere dergimizin Fatih bürosuna ziyarette bulundu. Adımlar Fikir Kültür Siyaset Platformu Genel Başkanı Sayın Ali Osman Zor ve platformumuzun sözcüsü Sayın Cem Türkbiner ile tarihteki ve günümüzdeki İslâmî hareketlerin bütün yönleriyle masaya yatırıldığı geniş kapsamlı sohbette, hususiyetle İBDA hareketinin İslâmî mücadeledeki yeri, farkı ve öncü rolü ele alındı. Batı dünyasında İBDA fikriyatı ve Salih Mirzabeyoğlu’nun akademisyenler nazarında çok merak edildiğini ama yeterli araştırmaların bulunmadığını ifâde eden Hammond, yaptığı çalışmanın bu boşluğu doldurmaya dair bir adım olmasını istediğini söyledi. Yurtdışından ADIMLAR ve Sayın Ali Osman Zor’u takip ettiğini ifâde eden Hammond ile yapılan görüşmede; tarihteki İslâmî devletler, sistemleşme ve muhalefet tavrında tasavvufun önemi, selefîlik, Batı medeniyetinin içinde bulunduğu sıkıntılar, bunun sebepleri ve İBDA’nın “Yeni Dünya Düzeni” teklifi etrafında değerlendirmelerde bulunuldu. Söz konusu görüşmenin görüntülü kaydını internet sitemizden takip edebilirsiniz. ADIMLAR Dergisi

NAKŞÎ BAAS’TAN ADIMLAR’A AÇIKLAMA: İKİ TÂNE ÇAPULCU MU ÖLDÜRECEK?!!

Geçtiğimiz günlerde Amerika merkezli bir “haber” servis edildi… Irak Millî Direnişi’nin liderliğini yürüten ve 2003’ten beri organize ettiği Irak İstiklâl Savaşı’yla efsâneleşen Saddam Hüseyin’in vekîli, Komutan İzzet İbrahim Ed-Duri’nin “öldürüldüğü” yönündeki “haber”, medyada geniş yankı buldu. “Haber”, başta Fars/Şiî şövenist siteleri, Etnik Kürtçü bozguncu yayınlar olmak üzere kendilerini “Türk Medyası” olarak tanımlayan bazı gazete ve televizyonlarda da yayınlandı. Geçmişten beri Amerikan, İsrail ve Alman istihbaratlarına binlerce Kurtuluş Savaşçısını teslim etmek, bunun yanında Irak ve Afganistan başta olmak üzere milyonlarca Ehl-i Sünnet Arab’ı katliam ve soykırıma tabi tutmak suçunun hesabını henüz almadığımız İran; 30 yıldır Hıristiyan-Yahudi Batı emperyalizmini, “mağduriyet” edebiyatıyla bölgemize davet ederek, Irak işgâlinde, işgâlci Batı Gücü’ne içeriden kapıyı açarak destek veren ve milyonlarca Arab’ın katledilmesinden sorumlu olan; Batı’nın yaptığı katliamların ardından Arab köylerini yağmalayan (hırsızlık yapan), kadınların ırzına musallat olmak suçlarının hesabını almadığımız; CIA-MOSSAD eğitimli Barzani-Talabani ve işbirlikçi Etnik Kürtçü çetelerinin bu “haber”i büyük sevinçle yaymaya çalışmaları anlaşılır bir şey… Başta “haber”i üfleyen ABD olmak üzere, akıbetinden korkan İsrail’le birlikte Şiî Şövenizmi ve Etnik Kürtçülüğün, her gördükleri kızıl sakallıyı Komutan İzzet İbrahim Ed-Duri’ye benzetmeleri anlaşılır da, kendilerini “İstiklâl Savaşı vermiş kahramanların torunları” olarak gören sözde Türk Medyasının bu servis “haberi”ni, dönüp Türk Milleti’ne servis etme gayretleri anlaşılır şey değil. Sayın Ali Osman Zor’un her fırsatta söylediği üzere; Türk Medyası’nın köşe başlarını tutmuş olan Şiî Şövenist ve Etnik Kürtçüler, zehirlerini yalanlarıyla halâ “içeriden” kusmaya devam ediyorlar. Bu “haber”in Türk medyasında yer almasının tek sebebi budur. 7 Düvele Karşı 7 Cephede Savaşmış bir Millet, yanıbaşında aynı süreci –gelişen teknoloji ve yalan propagandalar karşısında- çok daha zor şartlarda yürüten kardeşi, komşusu hakkında bu propagandaları inanarak sürdürmesi ihânete eştir… Hele hele bu propagandaların, bizim İstiklâl Mücâdelemizde kahramanlaşan bütün liderler hakkında da yapıldığının bilinmesine rağmen. Bilindiği gibi, son 25 yıldır dünyanın her tarafında yürütülen İstiklâl Savaşlarının kahraman liderleri hakkında uydurulan bu yalanlar, işgâlci ve işbirlikçilerinin dağılan motivasyonlarını toparlamak; kahramanlar yatağı Anadolu Coğrafyası’nın büyük bir sempatiyle baktığı ve takib ettiği bu lider şahsiyetlerin katliyle hüsrana düşeceğini zannetmek gayesiyle servis edilerek, işgâlci ve işbirlikçilerinin ruh hâlini yansıtmaktadır. NAKŞÎ BAAS’TAN ADIMLAR’A AÇIKLAMA Katlettikleri her vatanseverin cesetlerini yağmalayan, parçalayan ve çoğu zaman da yakan korkaklar, kızıl sakallı ve yüzü kemikli 50 yaşlarındaki bir şehidi, Komutan İzzet İbrahim’e benzeterek kendilerini avutadursun, Irak Milli Cephesi’nden Komutan İzzet İbrahim Ed-Dûri’nin önderlik ettiği NAKŞÎ BAAS (Nakşıbendî Ordusu), çeşitli kanallarla yalanladığı bu “haber” ile ilgili, ADIMLAR Dergisi üzerinden ABD, İsrail, Şiî Şövenist ve Etnik Kürtçüleri bu defâ tafsilâtlı bir açıklama ile yalanlıyor. Araştırmalarımıza göre geçmişte 11 kere öldürülen(!) İzzet İbrahim Ed-Dûri hakkındaki bu “haber”e karşılık, korkak bozguncuların heveslerini kursaklarında bırakacak nitelikteki bu açıklama, bizzat Irak’ın İzzetli Kumandan’ı Ed-Dûri’nin kurmayları tarafından ve Türkçe olarak ADIMLAR’a ulaştırılmıştır… Besmeleyle başlayan açıklama şu şekilde: Irak’ın meşrû Cumhurbaşkanı, Irak Orduları’nın Baş Kumandanı ve BAAS Partisi’nin Genel Başkanı İzzet İbrahim Ed-Dûri (Allah onu korusun) büyük bir titizlikle korunmaktadır. Onun bulunduğu bölgede yaklaşık 30 km alan içinde ciddi güvenlik önlemleri alınmaktadır. Ayrıca bu bölge içerisinde en az 1000 Cumhuriyet Muhafızı ve fedâiler her dâim hazır bulunmaktadır. Ayrıca olası hava saldırılarına karşı bütün güvenlik önlemleri ve istihbarat çalışmaları saniyesi saniyesine yapılmaktadır. Dolayısıyla büyük komutanın bulunduğu bölgeler Bağdat’ta bulunan “yeşil bölge”den daha güvenlidir. İşgâlcilerin 12 senede yapamadığını kendini bilmez iki tâne çapulcu mu yapacak? Her aldıkları büyük darbeden sonra bu tür haberler yapmaları sadece ne kadar aciz ve güçsüz olduklarını gösterir. Düşman da olsa, insan karşısındakinin erkekçe savunmasını bekler. Açıklamadaki verilen bilgiler şaşırtıcı derecede açık olup, Nakşıbendî Ordusu’nun Irak’taki alan hâkimiyetini ve savaşçılarının yüzleşmek için cephe cephe düşman aradıklarını gözler önüne sermekte. Açıklamada esprili bir dille bahsedilen “iki tâne çapulcu” vurgusu da, herhâlde Şiî Şövenistler ile Etnik Kürtçülerin sembolik ifâdesi… ADIMLAR Dergisi

ÜNSAL ZOR’UN KABRİNE ZİYARET

Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Ali Osman ZOR, tedavi görmekte olduğu hastaneden taburcu olmasının ardından, kardeşi şehit Ünsal ZOR’un kabrini ziyaret