İBDA DEVRİM DİNAMİKLERİ AÇIĞA ÇIKARKEN

tüm bu istismar ve düşmanlıklara rağmen 1975’lerden bugünlere kadar önlenemeyen İBDA Devrimini, diyalektiğini, safha ve dinamiklerini ele aldığı konuşmasının..

GÖKÇE FIRAT VE ÇALIŞMA ARKADAŞLARINDAN DERGİMİZE ZİYARET

ADIMLAR Dergisi’nin bombalanmasının birinci yıldönümünde Ulusal Parti Genel Başkanı, Türk Solu Dergisi Başyazarı sayın Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve arkadaşları …

ŞEHİDLERİMİZ İÇİN BULUŞTUK 27 Mart 2016 Saat: 13:00

27 Mart 2016 / Saat: 13:00 ŞEHİDLERİMİZ İÇİN BULUŞTUK 25 Mart 2015 Çarşamba günü dergimize düzenlenen bombalı saldırıda şehîd olan gönüldaşımız Ünsal ZOR başta olmak üzere şehidlerimiz için, saldırının yıldönümünde ADIMLAR Dergisi bürosunda buluştuk. Bir çok gönüldaş ve dostumuzun katıldığı buluşma sırasında ADIMLAR Platformu Sözcüsü sayın Cem Türkbiner, şehid Ünsal Zor ile ilgili hissiyatını ifâde eden bir konuşma yaptı. Yazarlarımızdan sayın Hakan Yaman’ın da Şehidlik Şuuru etrafında “Ünsal Zor ile Başbaşa” etrafında yaptığı konuşmanın ardından Tekirdağ’dan gelen gönüldaşımız sayın Adnan Demir ve eylemlerimizde bize destek olan sayın Muharrem Şaşkın da, Ünsal Zor ve şehadetinin üzerlerindeki tesirini ifâde eden kısa birer konuşma yaptılar. Konuşmaların ardından Ünsal Zor ve şehîd eşi Nuray Zor hakkında hazırlanan 1 saatlik bir belgeselin gösterimi yapıldı. İki bölüm hâlinde yayınlanan belgeselde namaz için verilen aranın ardından, Ünsal Zor ile birlikte zindanlarda direniş gerçekleştiren ilklerden olan hafız gönüldaşımız Mehmet Zengin Kur’ân tilaveti gerçekleştirdi. Okunan Kur’ân-ı Kerim’in ardından, belgeselin ikinci bölümü izlendi. Katılımcıları duygulandıran bu video gösterimin ardından ADIMLAR Platformu Genel Başkanı sayın Ali Osman Zor da, ADIMLAR Dergisi’ne düzenlenen saldırı ve şehidimiz ile ilgili kısa bir konuşma yaparak, katılımcılara teşekkür etti. Çeşitli ikramların yapıldığı toplantı sonrasında katılımcılar kendi aralarında verimli sohbet halkaları kurarak geç saatlere kadar sohbetlerini sürdürdüler. Gerek yapılan konuşmalar, gerekse gösterimi yapılan belgeselin görüntülü kaydını sitemizden yayınlayacağız. ADIMLAR Haber

SAFLARI MÜŞTEREKLİKLER BELİRLER

Daha öncesi bir yana, 90’lı yıllardan bu yana ve hâlen, Ortadoğu’da, Asya’da, Afrika ve Balkanlar’da Müslüman kanı döken ve dökmeye devam eden batılı işgalcilerin, geniş kitlelerde “İslami terör” şartlı refleksini … Read More

ŞEHÎDİMİZ ÜNSAL ZOR’UN KALEMİNDEN: MEKTUPLARI NE ÇABUK UNUTTUK?!

Ünsal Zor’un, şehîd olurken hangi hissiyat içinde olduğunu da gösteren bu yazısı, halâ “Müslümanlık” tesellisi altında ömür tüketen gafillere ibret olsun.

ALİ OSMAN ZOR İLE SOHBET: AKP-İSRAİL-BARZANİ İŞBİRLİĞİ VE BOP İTTİFAKI

ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Plâtformu Genel Başkanı sayın Ali Osman ZOR ile 19 Aralık 2015 tarihinde bir sohbet gerçekleştirdik… Video-sohbetin 1. bölümü

ALİ OSMAN ZOR İLE SOHBET (2. Bölüm): CİDDİ DEVLETLERDE “KANDIRILDIM” DİYEN POLİTİKACIYI KURŞUNA DİZERLER!

ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Plâtformu Genel Başkanı sayın Ali Osman ZOR ile 19 Aralık 2015 tarihinde bir sohbet gerçekleştirdik… Video-sohbetin 2. bölümü

ÜSTADIN MURADI TAYYİP ERDOĞAN DEĞİL, SALİH MİRZABEYOĞLU’DUR!

ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Plâtformu’nun kamuoyuna duyurulan istişare toplantısı bugün gerçekleşti. Genel Başkanımız Sayın Ali Osman ZOR’un başkanlığında yapılan toplantıya Nazif KESKİN ağabeyimiz ve İstanbul’un bir çok bölgesinden gönüldaşlarımız da katıldı. ADIMLAR Dergisi’ne düzenlenen bombalı saldırı hakkında geçtiğimiz hafta medyada yer alan haberlerin değerlendirilmesiyle başlayan toplantının ana gündem maddesi, iki gün önce Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen “Necip Fazıl Ödülleri”ydi. “Necip Fazıl Ödülleri” adı altında yapılan, baştan sona Tayyip Erdoğan’ı “Necip Fazıl’ın muradı” diye yutturmak için düzenlenen programın, İBDA Bünyesi’ne açık bir saldırı olduğu etrafında yapılan değerlendirmelere konu olan toplantı akşam saatlerine kadar sürdü. Yapılan saldırının İBDA’ya nisbet iddiasında olan kişiler tarafından da hissedilemediğinin gözlemlendiğini vurgulayan Ali Osman Zor, bunun sebebinin, İBDA Mücadele Tarihi’nin bilinmemesinden, bildiğini farzedenlerin de hissetme melekelerini kaybettiklerinden saldırıya karşı ya sessiz yada olması gereken tavırdan uzak pasif “kınayıcı”lıklarda aramak gerektiğini ifâde ettiği. İBDA Mimarı’nın etrafına çöreklenmiş bu aymazlık sebebiyle, Üstad Necip Fazıl’ın, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu tarafından “keramet çapında” denerek başa aldığı Tarih Muhasebesi’ni, tutup, arkasında Irak, Libya, Filistin, Afganistan, Haçlı işbirlikçiliği gibi suçlar olan BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bağlamanın adı olan bu toplantıyı, Ilımlı İslâm’ın, başından beri “Büyük Doğu” şemsiyesi altında toplama davranışı olarak görüldüğü ifâde edildi. 2015 yılının bir nevî “finâlini yapmak” şeklinde “tüy dikme” davranışı olarak görülen bu saldırının, Anadolu coğrafyası ve İslâm Milleti nazarında Erdoğan iktidarının, içinde bulunduğu sıkışmışlığın zirvesine varması sonrasında, Bölücü-işbirlikçi-yağmacı Barzani’yi “Sünni” edebiyatı etrafında meşrulaştırırken(!), “İslâm Âlemi’nin Lideri” olarak pazarlanan bir “Mehdi Erdoğan” ilânı şeklinde olduğu kaydedildi. Sibel Eraslan’ın ödül konuşmasında, “Üstad’ın muradı sayın cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’dı” cümlesine vurgu yapan Genel Başkanımız Ali Osman Zor, “Üstadın bir tek muradı vardır, o da Kumandan Mirzabeyoğludur!” dedikten sonra “Yürüyen Büyük Doğu Salih Mirzabeyoğlu’dur ve ondan başka da Büyük Doğucu tanımıyoruz!” sözleriyle, hakkını vermek arzusuyla adımlar atacağımız duruşumuzu ortaya koydu. Sayın Nazif Keskin’in, Büyük Doğu-İBDA Mücadele Tarihi’nden misâllerle gündeme getirdiği, Üstad’ın “İhanet Vesikası” şeklinde hainler olarak damgaladığı Rasim Özdenören gibilerin, Üstad Necip Fazıl ve Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’na olan haset ve kinlerinin kaynakları hakkında konuşması, dikkatimizi teksif ettiğimiz Mücâdele Geleneğinin anlaşılabilmesi açısından açıcı oldu. Hanım gönüldaşlarımızın da katılıp değerlendirmeleriyle zenginleştirdiği toplantının görüntülü kaydını sitemizde paylaşacağız. Neticede, bu saldırıyı gördük, aldık, kabul ettik ve ADIMLAR olarak karşılığını vermeye devam edeceğiz! “Allah hainleri sevmez!” Hainleri sevmemek, bizim için bir ibadet gibidir! “O, tuzak kuranların en hayırlısıdır!” Ve son bir Hadîs: “Kim kimin karaltısını (kalabalığını) arttırıyorsa o ondandır!” ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Plâtformu

VEFATININ 72. YILDÖNÜMÜNDE ES-SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVÂSÎ ÜÇIŞIK HZ. (K.S.)

“İBDA’nın üzerindeki Mühür”ün sahibi Es-Seyyid Abdülhakîm Arvâsî ÜÇIŞIK Hazretleri’ni vefâtının 72. yıldönümünde rahmetle anıyoruz! Bu çerçevede İBDA Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun Tilki Günlüğü adlı eserinden NADİR YELKENCİ SERDAR başlıklı 27 Kasım tarihinin Vâridât’ını dikkatlerinize sunuyoruz. ADIMLAR Fikir-Kültür-Siyaset Plâtformu Vâridât: 27 Kasım 1943 * Hürriyetin, bilgilenme – idrak keyfiyetiyle aynı olduğunu bilenler, imân’ın da hürriyetin aynı olduğunu bilirler… O hâlde, bâtın kahramanları, yâni iradesi Allah’ın iradesi olmuş olan gerçek insan soyu, kul haddiyle mutlak hürdürler!.. * Başkalarını varoluşan tarzda bilmek, onların hürriyetleriyle yakınlık kurmakla mümkündür!.. * Fısıldadığım girizgâhtan sonra, gelelim mevzuun aslına, «27 Kasım 1943»e… Bu tarih, sözkonusu edildiği gibi, «Büyük İrşad Kutbu» Abdülhakîm Arvâsî Hazretlerinin vefat günüdür… Bahis, Üstadım’ın «O ve Ben» isimli eserinde anlatılmıştır… Ben de, aynı zamanda bu eserin muradına denk gelen bir kayıtla, «O ve O» diye nakledeyim!.. * Ankara, Efendi Hazretlerinin hiç sevmedikleri bir yerdir; ve bir gün o civarda gömülecekleri hayallerine bile uğramamış bir keyfiyet… Hattâ İstanbul’da, Bağlarbaşı’nda; Şeyhülislâm Hikmet Efendinin kabri yanında kendilerine bir mezar hazırlatmışlar, bir de tabut yaptırmışlardır. Faruk Bey’in, eski Ankara tipi ahşap evinde 19 gün hasta yatıyorlar. Nihayet, 1943 yılının 27 İkinciteşrin Cumartesi günü (29 Zilkaade 1362) gün doğmadan 18 dakika evvel… Tam sabah namazı vakti… Elleri Faruk Beyin ellerinde… Rüçhan Işık (Faruk Beyin oğlu) ayaklarını uğuyor. Dudaklarında tek kelime… Kâinatın tek kelimesi: Allah… Son nefes… Vefat ediyorlar… 83 yaşındalar… Vefât ânında zelzele… O gecenin sabahı, hemen o sabah, damatları İbrahim Arvas’ın Keçiören’deki köşküne naklediliyorlar. Gasl, techiz, tekfin, orada… Ve Keçiören’den ileriye doğru, Ankara’ya 24 kilometre mesafede bir köye götürülüp defnediliyorlar. Aynı günün gurup vaktinde, güneş batarken… * Şimdi bir mesele: Mübarek naşın İstanbul’a nakli için resmî makamlara başvuruyorlar. Tahnit (ilaçlama) mecburiyeti olduğu cevabı veriliyor. İmkânsız!.. O hâlde?.. Şehrin belediye sınırları içinde ölenlerin Asrî Mezarlığa gömülmesi şartı da var… Daha imkânsız!.. O hâlde?.. Kırşehir’e kaldırmayı ve orada bazı yakınları arasında toprağa vermeyi düşünüyorlar. Bu da resmî şarta uygun değil… O sırada ahşap evin kapısı çalınıyor ve kim olduğu, nereden geldiği, ne istediği belli olmayan ak sakallı bir adam: – «Ankara civarında Bağlum isimli bir köy vardır; orada Nakşî şeyhlerinden bir zat da medfun… Oraya götürünüz, kendilerine uygun yer orasıdır!» Ve çıkıp gidiyor. Meçhul adamın arkasından koşuyorlarsa da ele geçiremiyorlar. Bağlum, Ankara’nın Belediye sınırları dışında olduğu hâlde, cenazeyi battaniyeye sarıp bir taksi içine atıyorlar ve en yakınlarından birkaç kişi, Bağlum nahiyesine götürüyorlar. Yolda İbrahim Arvâsî’nin Keçiören’deki köşküne uğruyorlar ve techiz-tekfin işini orada yapıyorlar. Bir de bakıyorlar ki, 12 kişiden ibaret olan yakınlarının cenaze etrafındaki dairesi 500 kişiye çıkmıştır. Bunlar kimdir, nerelerden gelmişlerdir, ne demek isterler, hep meçhul… * Efendi Hazretlerini, yalçın ve çırılçıplak Bağlum mezarlığının ilkokulu bitişik köşesine, namsız nişansız, ilânsız, işaretsiz şekilde defnediyorlar. Mübarek mezar, bugün, üzerinde yazısız bir taş olarak, her şatafattan uzak, semalara tebessüm etmektedir. * Efendi Hazretleri 83 yaşında vefat ediyor… Ve 1983’te de Üstadım… 1943’den 1983’e, tam 40 yıl… Ve Efendi Hazretlerinin defnedildiği Bağlum Köyü, isim sırasında pek mânâlı; «bağlum», «bağlık ve bahçelik yer» mânâsına… Bağ, bahçe; kabir, lisân, istikbal, torun vesaire!.. * 1362… Benim lisedeki okul numaram!.. * Zelzele?.. * Abdülhakîm Arvâsî Hazretlerinin, «Tasavvuf Bahçeleri» isimli eseri… Yeri gelmişken, o eser mevzuunda «sana çok şey söylemeli» diye uyarıldığımı belirtmeyelim… Bu mevzuda söyleyeceğim şey çok kısa: – «Herşey bir yana, benim için eserin ismi yeter!» * Ve… Şimdi… Üstadım’ın «O Bahçeler» isimli «Noktalama»sı: – «Adımın o bahçeleri her gün anıldığı yer; O bahçeler, yalanın bile yanıldığı yer…» * Tıfl: Küçük çocuk. Her şeyin cüz ve parçası. Batmaya yakın güneş. Kıvılcım. (Tilki Günlüğü, Salih MİRZABEYOĞLU, İBDA Yayınları, 2. Cilt, Shf: 332, 333, 334, 335)