25 MART SALDIRISI VE ŞEHÎD ÜNSAL ZOR VESİLESİYLE: HEDEFE DOĞRU ADIMLAR
25 Mart 2015 Çarşamba günü dergi büromuza karşı gerçekleştirilen saldırı sırasında şehîd olan gönüldaşımız Ünsal ZOR vesilesiyle bugün bir dizi program gerçeklw
25 Mart 2015 Çarşamba günü dergi büromuza karşı gerçekleştirilen saldırı sırasında şehîd olan gönüldaşımız Ünsal ZOR vesilesiyle bugün bir dizi program gerçeklw
Gönüldaşımız Carlos’un Adımlar Dergisi’ne konan bomba ve bu bombalı saldırı neticesi gönüldaşımız Ünsal Zor’un şehid olması üzerine yaptığı açıklamalar: CARLOS: ŞEHİDİMİZİN RUHU ŞÂD OLSUN! Yayın tarihi: 15 Nisan 2015 Esselâmü aleyküm. Hayat nasıl gidiyor? (Av. Güven Yılmaz, iyi olduğunu söylüyor, Carlos’a kendisinin nasıl olduğunu soruyor.) Avukatlarımdan birinden bir bilgi aldım, o da CNN’den ve Sabah gazetesinden almış. ADIMLAR dergisine yapılan saldırıyı öğrenince şok oldum ama meselenin tafsilâtını o ân bilmediğim için yorum yapmak istemedim. Ancak şimdi, ilk olarak, bu cesur aylık derginin kadrosundan Ali Osman Zor ve tüm diğer kardeşlerimizle dayanışmamı tekrar ifâde etmek istiyorum. Aynı şekilde, Ali Osman Zor ile şehidimiz Ünsal Zor’un ailesiyle dayanışmamı ve dualarımı paylaşmak istiyorum. Diğer yandan; polis orada ne yapıyor bilmiyorum ama hükümetin bu işte dahlinin olmadığını tahmin ediyorum. Demokratik yollarla seçilmiş meşrû devlet başkanı Erdoğan ile ona bağlı hükümetin bu hâdiseye dahil olmasında bir çıkar göremiyorum. Failler, Türkiye’nin düşmanları, hükümetin düşmanları, İbda Hareketi’nin düşmanları, devrimin düşmanları olmalı. Muhtemelen yabancı istihbarat servisleri veya mahallî servisler vardır arkasında. Bu vesileyle, sol kanattan mahallî devrimcilerin böyle bir şeye karışacaklarını da düşünmüyorum. Şayet herhangi bir şekilde bu işe karışmışlarsa, kendilerine sızılmış ve artık CIA veya Mossad gibi yabancı istihbarat servisleri için çalışıyorlar demektir. Hâdise hakkında benim görüşüm, benim tahlilim bu şekilde. Bu vesileyle; yakın zamanlarda gönüldaşlarımızdan çoğu cezaevinden çıktı. Malî imkânlarınızın sınırlı olduğunu biliyorum, ancak tehlike altındaki tüm insanlarınızın hükümetten silâh taşıma ruhsatı alması lâzım. Yine, güvenilir gönüldaşlarınızdan oluşan kendi muhafızlarınızın olması da! Bunun çok temel bir mesele olduğunu düşünüyorum. Sadece Kumandan Mirzabeyoğlu değil –ki, çok çok iyi korunması şarttır-, Ali Osman Zor gibi olan diğer herkesin ve dergisindeki tüm gönüldaşların da korunması gerekiyor. Öncelikle, kendi gönüldaşlarınız tarafından korunmaları gerekiyor. “Kanunî” yollarla korunmalarını kastediyorum elbette ve sanıyorum imkânsız da değildir bu. Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetinin, bu militanların, bu sahici müslümanların, bağımsız Türkiye’den ve Doğu’nun İslâm toprakları bütününden çıkmış bu hakiki militanların kendilerini savunmasına engel olacağını zannetmiyorum. Silâhla kendilerini “savunmasına” diyorum, “saldırmalarına” demiyorum. Bence temel meseledir şu ân bu. Neyse… Şehidimizin ruhu şâdolsun, Allah rahmet eylesin. Allah, yaralı gönüldaşların da yâr ve yardımcısı olsun. ADIMLAR’IN DEVAM ETMESİ ÇOK ÖNEMLİ! Yayın tarihi: 29 Mayıs 2015 Esselâmü aleyküm. Nasılsınız? (Av. Güven Yılmaz, iyi olduğunu söylüyor, Carlos’a kendisinin nasıl olduğunu soruyor.) İyiyim, teşekkür ederim. Bugün BARAN’ı aldım. Dergiyi Cumartesi öğleden sonra veriyorlar hep. Bugün de tam bir saat önce geçti elime. Diğer yandan, bir de ADIMLAR dergisi aldım. Fakat içinde üç adet vardı sanıyorum. Bana üç adet gönderiyorlar diye biliyorum. (Carlos, kütübhâneye konulduğunda buradaki Türklerin de okuyabileceği; neticede, üç adet gönderilmesinin daha iyi olduğu meâlinde bir değerlendirme yapıyor.) Şu hâlde, ADIMLAR dergisi devam ediyor; değil mi? (Av. Yılmaz, Carlos’u doğruluyor.) Devam etmeleri ve çizgilerini sürdürmeleri önemli; hem de çok önemli. Kasdım şudur: Bu terörist saldırının gerçekleşmesi de isbatlıyor ki, bildik türden bir kitle yayını olmayan bu dergi, insanları haberdar etmede önemli bir rol oynuyor. Diğer dergiler gibi yüz binlerce satmıyor belki ama, Türkiye’de ve dünyanın bu bölgesinde neler olup bittiğiyle ilgilenen kimileri, dergiyi alıp birbirlerine veriyor ve takib ediyor. Bu bakımdan, ADIMLAR yayınına devam etmeli ve derginin iyi yazarları da yayınlarını çıkartmayı sürdürmeli. Bu terörist saldırıda, en azından böyle bir olumlu yön görüyorum. Ancak emin olduğum şey şu ki, bu saldırının arkasında kimler olduğunu asla bulmayacaklar. Sözkonusu terörist saldırının suçluları, ortaya çıkartılmayacak. ABD ve İsrail ajanları tarafından bir suç işlendiğinde, failleri bulmazlar. Failleri bulsalar, onları ele geçirmezler. Failleri ele geçirseler, serbest bırakır ve ABD’ye yahud İsrail’e gitmelerine izin verirler. Her ne olursa olsun, bu berbat terörist saldırının gerçekleşmesi de isbatlıyor ki, yozlaşma ve ihanete karşı durma noktasında, bu derginin toplumda oynayacağı bir rol vardır. Türkiye’deki, belli politik pozisyonlarına katılmadığım hükümeti kasdetmiyorum burada. Genel olarak değerlendirildiğinde, son 50 yıldır Türkiye’nin başına geçmiş en iyi hükümettir çünkü bu. Sonuç olarak; demek ki susturmak istiyorlar bu insanları. Tekrar etmeme gerek yok, çünkü benden daha iyi biliyor ancak, -İbda Hareketi’nden diğer militan gönüldaşlar gibi- Kumandan Mirzabeyoğlu kendisini korumalıdır. Yoksa, protesto ve karşı çıkış için ihtiyaç duyulan bu ses ortadan kaybolacaktır. Şimdi, şehidin hatırası ve yine o saldırıda yaralananlarla dayanışmamızı göstermek için, bir ân düşünelim ve dua edelim. Bizi susturamayacaklar! (Carlos, ADIMLAR saldırısının, büyük plânda olup bitenlere kıyasla küçük bir hâdise olduğunu söyleme ihtiyacı duyuyor; şu ân Suriye ve Irak diye iki ayrı ülke olarak ifâde edilen “Büyük Suriye”de yaşananlara dikkat çekiyor. Düşman işgaline ilk ândan itibaren karşı koyan meşru, Arab, müslüman, sünnî, sufî, nakşibendî direnişi nasıl silip süpürmeye çalıştıklarına işaret ediyor. Sadece birçok kez “öldürülmesine” rağmen hâlâ tam “ölemeyen” (Carlos gülüyor) meşhur gönüldaşı İzzet İbrahim el-Durî’den bahsetmediğini, yine onun gibi savaşmakla beraber adları bilinmeyen ve bölgedeki tüm halklar için savaşan herkesi kasdettiğini ekliyor… Bu vesileyle, İslâmî bir rejim içerisinde herkesin, bu çerçevede kadınların da hakları garanti edilmekle ve Kur’ân vahyinden önce verilmemiş haklar kadınlara tanınmakla beraber, Suudî Arabistan gibi ajan ülkelerdeki güya vahhabî uygulamalarından dolayı bunun tam tersinin sözkonusu olduğunu ifâde ediyor… Daha sonra, Almanya adına 7 Mayıs 1945’de II. Dünya Savaşı’nı bitiren teslim anlaşmasını imzalayan Mareşal Wilhelm Keitel’in imzasının 70. yıldönümü vesilesiyle konuşmaya başlayan Carlos, Almanya hernekadar ABD, SSCB, İngiltere ve Fransa’ya teslim olmuşsa da, ABD’nin savaşa en son katılan ülke olduğunu hatırlatıyor; müttefiklerin savaşı sürükleyen asıl liderinin Sovyetler Birliği olduğunu söylüyor… Bu vesileyle, II. Dünya Savaşı galibiyeti dolayısıyla Moskova’da yapılan zafer yürüyüşüne temas eden Carlos, insanların unuttuğu bir şey olarak, bu savaşta SSCB ordusunda sadece Rusların değil, diğer SSCB müttefikleri yanında, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinden müslümanların da savaştığını, üstelik dünden bugüne kendilerini küçümseyen ve aşağı sınıftan gören Avrupalıları kurtarmak için savaştığını vurguluyor. Yetmiyormuş gibi, şu veya bu sebeble ölen siviller dışında, savaş meydanlarında öyle yüzbinlerce de değil, milyonlarca insanın can verdiğini belirtiyor… Diğer taraftan; savaşta Nazilere hamledilen en kötü suçların, Naziler tarafından değil, Nazilerin müttefikleri tarafından işlendiğini söylüyor Carlos ve hem kendi halkına, kendi ülkesine, hem de başka halk ve ülkelere karşı en feci suçları işleyen Ukraynalıları örnek gösteriyor… Hemen peşinden, “yoldaş Putin” hakkında konuşmaya başlayan Carlos, dünyada adalet için savaşan herkesin “yoldaş”ı olduğu için Putin’i böyle nitelediğini açıklıyor; Putin’in ve çevresindeki insanların, kendi dinleri çerçevesinde de olsa “inançlı” insanlar olduğunu ve İslâm düşmanı olmadıklarını ifâde ediyor… Bu arada kendi atalarından da bahseden Carlos, atalarından bazılarının müslüman olduğunu ve bir kolunun Arab Yarımadası’ndan, Medine’den, diğer bir kolunun da Endülüs’ten geldiğini vurguluyor… Almanya’yı alanların ve Avrupalıları kurtaranların çoğunlukla Sovyet Ordusu’ndaki müslümanlar olduğunu tekrar hatırlatan Carlos, o zamanın SSCB devleti resmî olarak “ateist” olmakla birlikte, tarihin en büyük liderlerinden biri olan SSCB lideri Stalin’in inançlı ve ibadetlerini yerine getiren bir ortodoks olduğunu; ne Mussolini ne de Hitler’in onun kadar dindar olduğunu söylüyor… Bugün bir “dünya savaşı” verildiğini ve bu savaşın da müslümanlara karşı yürütüldüğünü söyleyen Carlos, Batıdaki birkaç marjinal mezheb dışında açıkça İslâma karşı böyle bir savaş verildiğini söyleyemeyen düşmanın gerçek niyetinin farklı olduğunu, aslında İslâma karşı savaş açtıklarını belirtiyor… Birinci Dünya Savaşı’nda Japonlara karşı Pasifik’te savaşan ABD ordusundan bahsedildiğini, oysa bunların küçük muharebeler olduğunu, Japonlara karşı asıl büyük muharebeyi Moğolistan’da milyonlarca askerlik ve modern teçhizatlı Japon ordusunu mağlub eden Rus ordusunun yaptığını, ne var ki bu muharebeden Batıda kimsenin bahsetmediğini söylüyor… Çarpıcı bir bilgi daha veren Carlos, diğer müttefik ordular savaş sonrası Almanya’da kalırken, bazı Rusların aptallığı yüzünden Kızılordu’nun onlar gibi orada kalmayı taleb etmeden Almanya’yı terkettiğini; Almanya gibi stratejik bir ülkenin de böylece NATO güçlerine teslim edildiğini; bugünkü Ukrayna meselesinin doğmasının temelinde bile bunun payı olduğunu vurguluyor… Alkolik ve psikolojik problemleri olan Yeltsin’e de temas eden Carlos, bu adam yüzünden Rusya’nın ve Rus halkının tahrib edildiğini belirtiyor; bu adam yüzünden yiyecek bulamayan ve aralarında savaş gazilerinin de bulunduğu birçok insanın intihar ettiğini ekliyor; Yeltsin gibi hainlerin, Lenin’e, Stalin’e ve II. Dünya Savaşında hayatını kaybeden 30 milyon insana ihanet ettiğini söylüyor; bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Mustafa Kemal kadar, yeni kurulan cumhuriyete saldırmayı reddeden Stalin’in rolünün de unutulmaması gerektiğini hatırlatıyor… Son yüzyıl içindeki en büyük Filistinli lider olarak gördüğü Filistin başmüftüsü Emin el-Hüseynî’den de [d. 1895/1897, Kudüs, Filistin – ö. 4 Temmuz 1974, Beyrut, Lübnan] bahseden Carlos, bu zâtın 20 bin müslümandan oluşan bir birliğin kuruluşuna ve II. Dünya Savaşı’nda Nazilerle müttefik olarak, Batılı sömürgecilere karşı savaşmasına öncülük ettiğini vurguluyor… Dünyada müslümanlara karşı bir savaş verildiğini tekrar ifâde ederek konuşmasını bitiren ve tekbir getiren Carlos, Av. Yılmaz’a “başka bir haber var mı?” diye soruyor. Av. Yılmaz ise, “dün akşam” Kumandan Mirzabeyoğlu’nu ziyaret ettiğini, kendisinin iyi olduğunu ve Carlos’a çok selâm söyleyip dua ettiğini ifâde ediyor. Carlos da, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ADIMLAR dergisinin kapağında resmini gördüğünü, yanında genç bir erkek ve kadınla beraber bir de küçük çocuk bulunduğunu, onların kim olduğunu soruyor. Av. Yılmaz, genç erkeğin Şehid Ünsal Zor olduğunu, ancak çocuğun bir başka gönüldaşın çocuğu olduğunu söylüyor. Ayrıca, Şehid Ünsal Zor için “bugün” toplanıp Kur’ân okuduklarını söyleyen Av. Yılmaz, Ali Osman Zor başta olmak üzere oradaki gönüldaşların Carlos’a devrimci selâmlarını gönderdiklerini ekliyor. Carlos, Allah yardımcıları olsun diyor ve bir gün Venezüella’da düzenlenecek, hem Venezüellalı katoliklerin hem de müslümanların katılacağı büyük bir devrimci toplantıda buluşmaları ümidini dile getiriyor.) 9 Mayıs 2015
2000 senesinde Metris ve Bandırma Cezaevlerinde gerçekleştirilen linç girişiminin devamı, İbda erlerini yok etme teşebbüsünün bir yenisi 25 Mart 2015’de İstanbu
25 Mart saldırısını nasıl değerlendirmek, nasıl okumak gerekir? Bu saldırı sonucu ÜNSAL ZOR gönüldaşımız şehit olmuş, dört gönüldaşımız yaralanmıştır. Adımlar..
Bu süreç içerisinde üniversite ve üniversiteli olmayan gençlikle ayrı ayrı görüşmeler de yapıldı.
“Ali Osman Zor, Ethem Köylü ile görüşemez, görüşmeleri tehlike doğurur, sakınca doğurur, yasak!” deniyor.
“TÜRK SOLU”NDAN ADIMLAR’A İADE-İ ZİYARET 2 Mayıs 2017 Salı günü İade-i ziyaret kapsamında Türk Solu’ndaki dostların gerçekleştirdikleri ziyaret oldukça verimli geçti. Referandum ve sonrası muhtemel gelişmeler başta olmak üzere bir çok meselenin görüşüldüğü ziyarette hukuksuz olarak cezaevinde tutulan Ulusal Parti Genel Başkanı Sayın Gökçe Fırat’ın durumu hakkında da bilgi veren Türk Solu yetkilileri birde onun tarafından Platform Başkanımız Ali Osman Zor Şahsında Dergimize gönderilen mesajı ilettiler. Türk Solu Genel Yayın Yönetmeni ve Ulusal Parti Genel Başkan Vekili sayın Ali Özsoy, sayın Özgür Erdem sayın Kuzey Fırat ve sayın Tuğrul Çelik teşrifleriyle gerçekleştirilen uzun sohbette siyasetten tarihe, psikolojiden ahlaka kadar bir çok konu ele alındı. Parlamenter rejimin tasfiyesinden sonra Rejim tekliflerinin gündeme geleceği ve mücadelenin de bu kapsamda yürütüleceği konusunda mutabık kalınan sohbetin büyük bir bölümü bu kapsamda Kumandan Mirzabeyoğlu, İBDA ve BAŞYÜCELİK DEVLET ideali çerçevesinde gerçekleşti. Yine bu kapsamda Kumandan Mirzabeyoğlu’nun dedesi Hacı Musa Bey hakkında yapılan çarpıtmaların ve tarihi yanlışların düzeltilmesi gerektiği de konuşulan konular arasındaydı. Son günlerde Türk Solu ve Sayın Gökçe Fırat üzerinden Adımlar’a yapılan saldırılara kendilerinin ve Gökçe Fırat’ın üzüntülerini dile getiren Türk Solu yetkilileri sayın Gökçe Fırat’ın Cezaevinden gönderdiği mesajını Platform Başkanımız Ali Osman Zor’a ilettiler. Sayın Fırat’ın mesajında geçen ifadeler şöyle; “Sayın Ali Osman Bey, Aydın Bey ve tüm Adımlar ailesi benim için verdiğiniz destekten dolayı çok teşekkür ederim. Ancak benim yüzümden size saldırmalarını hele hele Kumandanın zor durumda kalmasını hiç istemem. Bana gönülden selamınız yeter. Adımlarınızın devamını ve mücadelenizin başarıya ulaşmasını temenni ederim. –GÖKÇE FIRAT” Bunun üzerine Ali Osman Zor şunları söyledi: “Biz “Haksızlık karşısında susan dilsiz Şeytandır” mutlak ölçüsünü temel alarak yürütmeye çalıştığımız mücadelemizde bugüne kadar ayak takımının bu tür saldırı teşebbüslerine antremanlıyız. Bu tür saldırı sahiplerinin korktukları tek şey -“la teşbih”- Hz. Ömer’in Müslüman olmasıdır. Tüm dertleri “acaba Ömer Müslüman olduğunu ilan etmeden önce yolda bir suikast gerçekleştirebilir miyiz?” Bu şekilde hem bir “kafiri” öldürmüş olacaklar hem de Ömer’in Müslümanlığını ilan etmesine engel olacaklar. Çünkü, Hz. Ömer Müslümanlığını ilan ederse işin renginin değişeceğini ve kendilerine fazla iş kalmayacağını köpek hissiyatıyla en fazla bu seviye yoksunu kesim biliyor. Bundan dolayı Adımlar’ın İslamcı veya daha farklı kesimlerin samimi unsurlarıyla yürüttüğü her türlü ilişkiye bu ayak takımı her zaman karşı çıkmıştır. “Kaliteli adamlara” alerjisi olan bu takımın sahte hassasiyet görüntüsü altında sergiledikleri çığırtkanlıklar bizim için sinek vızıltısından daha öte bir mânâ ifade etmez. İBDA ahlakına olabildiğince uzak ve en önemli faaliyetleri dedikodu ürettikleri mahvillerde bir taraflarını büyütmek olan ve mahalle kadınlarını bile aratan ayrıca hiçbir aksiyonun altında imzası bulunmayan bu takımın kuru gürültüsüyle Adımlar hareket etmez. Bizim vazifemiz ŞEHİTLERİMİZİN NEZARETİNDE Kumandanımızın muradını kestirme gayreti içinde taşıyabildiğimiz her yere kendi mizaç hususiyetimize göre İBDA’yı taşımak, inandığımıza istidat sahibi gördüklerimizi de inandırmaktır. Bunu da yapmaktan geri durmayacağız.” Oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen ziyaret tekrar buluşmak ve görüşmek niyetinin izharıyla geç saatlerde sona erdi. Adımlar olarak bu ziyaretten dolayı Türk Solu yetkililerine teşekkür ediyoruz. Adımlar Dergisi
ADIMLAR Platformu Sözcüsü Sayın Cem Türkbiner ve ADIMLAR Dergisi yazarlarından Sayın Selim Gürselgil’in konuşmacı oldukları programın görüntülü kaydının ilk..
ÜNSAL ZOR’UN ŞEHÂDET YILDÖNMÜ VESİLESİYLE 25 MART SALDIRISINDAN BUGÜNE “HADİSELERİN MUHASEBESİ” Konuşmacılar: CEM TÜRKBİNER VE SELİM GÜRSELGİL Gönüldaşımız Ünsal ZOR’un şehâdet yıldönümü vesilesiyle düzenlenecek olan etkinliklerimizden biri de, haftasonu İstanbul’da gerçekleşecek olan panel… 25 Mart 2015 tarihinde Adımlar’ımıza düzenlenen kahbe saldırı ile birlikte, tam da 25 Mart 2015’le başlayan, Türkiye başta olmak üzere dünya çapında bir kaosa dönüşen hâdiselerin muhasebesi etrafında düzenlenecek panel Adımlar Dergisi’nin Fatih bürosunda gerçekleşecek. Adımlar Platformu Sözcüsü Sayın Cem Türkbiner ve yazarlarımızdan Sayın Selim Gürselgil’in konuşmacı olacakları program sırasında Şehîd Ünsal Zor ile ilgili sinevizyon gösterimi de yapılacaktır. 26 Mart 2017 Pazar günü gerçekleşecek programın başlama saati 14:00 Gönüldaşlarımız, dostlarımız ve bütün halkımız davetlidir. Adımlar Fikir-Kültür-Siyaset Platformu Program: ÜNSAL ZOR’UN ŞEHÂDET YILDÖNMÜ VESİLESİYLE 25 MART SALDIRISINDAN BUGÜNE “HADİSELERİN MUHASEBESİ” CEM TÜRKBİNER (Adımlar Platformu Sözcüsü) SELİM GÜRSELGİL (Adımlar Dergisi yazarı) Zaman: 26 Mart 2017 – Pazar / Saat: 14:00 Mekân: Adımlar Fikir-Kültür-Siyaset Platformu Fatih Bürosu Akşemsettin Mh. Akdeniz Cd. No: 33 Daire: 4 Fatih / İSTANBUL Telefon: (0212) 635 0590 / GSM: 0544 487 1999
İsmailağa cemaati içindeki kavga tüm sertliği ile devam ederken, İBDA hareketinin Marifet Derneği’ni ziyaret etmesi ve dernekten övgüyle söz etmesi dikkat çekti